İndir (.doc)
Ne yollar yürüdük, ömür! seninle...
Bâzı hasret çektik, biz güle güle;
Geçen günlerimiz, geride kaldı,
Ne kadar istersek, geçer mi ele?

(Ân) sonra, bilinmez, ne gelir başa;
Durmaz da yürürüz, biz koşa koşa;
Ömür yolu birgün, hiçe dayanır,
Çekilen emekler mutlakaa boşa.

El ele verip de, uyanmalıyız,
(Git de gel!) diyene, dayanmalıyız;
Eller gibi, biz de, oluruz helâk;
(Aşk)ın ateşiyle, biz yanmalıyız.

İsimden, resimden, kalır mı, eser...
(Nasılsınız?) diyen, bizimle küser;
Hayat elde iken, bitmeli hesap;
Durduğumuz yere, sam yeli eser.

Uyutmak istiyor, gaflet uykusu,
Ona yardım eder, (hayat korkusu);
Bunlar bir cehennem, durmaz yanıyor,
Ateşi söndürür, (gözden akan su).

Nereye gitmiştir, evvelce gelen?
Güvenip (Fânî)ye, gururla gülen?
Geriye dönüp de, haber veremez,
Sırrını bilmeyip, cehl ile ölen.

Düşündürememiş, dünyânın tadı,
Oğlu, kızı, dahi, hem de ahfâdı;
Arkadan anılsa, kulağı duymaz,
Şöhret ile şânı, söylenen adı.

Yalamış, yutmuştur, birçok âlimi...
Burda bırakmışlar, çeşitli ilmi;
İşiten kulağa, duyurmak için,
(Emre)! söyletiyor benim dilimi.

Zapteden : Vasfiye Değirmenci
Saat:15.50




31.12.1953