İndir (.doc)

Eski Ayları Ne Yaparlar?

Mehtaplı bir gecede Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:

—Hocam, şu gökteki ay, 30 gün bize ışık veriyor. Sonra yerine başka bir ay çıkıyor. Bu yeni ay da 30 gün ışık veriyor, sonra kayboluyor. Merak ettiğimiz bir şey var: Yeni ay girince eski ay’ı ne yaparlar?

Hoca, mânidar bir gülümsemeyle cevap veriyor:

—Ne yapacaklar… Kırpar, kırpar, yıldız yaparlar!

EMRE!nin Tefsîri:

Bu fıkradaki ay, bizim mânevî bilgi ve ahlâk gecemize ışık veren (Kâmil Bir İnsan)ın mânevî varlığıdır. Allah’ta fâni olan bu kâmil insan, maddî, mânevî bütün varlığını, mânevî evlâtlarına verir, onlara taksîm eder. Maddî görünüşü kaybolduktan sonra da, onların kalplerinde, yıldıza benzeyen gözlerinde yaşar. Zaten bütün tasavvuf kitaplarında yer alan ve Kur’ân’da (yıldız) sözüyle kasdedilen şey, (Kâmil insan)ın ve âşıkların gözleridir. Bir doğuşta bu hakikat şöyle anlatılıyor:

Aynadır bakarız bütün yüzlere,
Sedân karışmıştır diyen sözlere;
Bizi taksim ettin – bizlere bakar –
Aşkını verdiğin hayran gözlere,

Diğer bir doğuşta da şöyle deniliyor:

Seveyim deyince, Dilberim seni,
Her gözlere taksim eyledin beni;
Seni arar iken ben gaip oldum,
Sofular tarîfe yeltenir dîni.

 Ben seni görürken bilmem yolumu,
Tutturmaz eyledin benim kolumu;
Her varlıktan parlar, gözlerim görür,
Onun için bilmem sağla solumu.

Ben seni bilince kalmadı dilek,
Dört taraftan açtı hep canlı çiçek:
Târif etsem, bilmez görmeden kimse,
Bu hâle hiç agâh olur mu felek,