İndir (.doc)

Emre - Solucan, Şubat ayında sâfi fosfordur, tavuklar yerse ölürler.

Zararlı hiçbir mahlûk yok, hepsi lâzım, hepsi insana secde ediyor. Vücutta, dünyâdaki bütün zehirler mevcut. Toprak atomun zehirini alır, hazmeder, onu cevherleştirir. Atoma o zehiri zâten kendisi vermiştir. Atom atılan yerlerde marullar, ağaç gibi oluyormuş, ağçların büyüdüğü âdetâ gözle görülüyormuş.

Atomsuz hiç bir şey yok. Şu lâmba, atom neşrediyor. Bunları toplaması zor. Suda, çok ufak zerrelerden ibâret fakat görülmez. Görülmiyen şey hâkimdir. Masa şu odayı muhît olabilir mi? Hele yak masayı küçülsün, o vakit dumanıyla, hararetiyle nasıl muhît olur, bak.

İnsan zekâsı elektriği buluyor ama, var da buluyor.

Atom da, daha, iptidâi bir silâhtır. öyle silâhlar var ki önümüzde... Küre bunlara hâmiledir, ama, insandan doğar bu silâhlar. Bâzı insanlar, oturdukları yerden, uzaktaki şehirleri yakacaklardır. İlim kendikendinin düşmânıdır. En evvel, ilimde ileri olan memleketler yanacaktır. Dünyâ böylece çok dolup boşalmıştır.

(Develioğlu'nun büyük kızı Hâcer Hanım'ın: "Nevzat'la Düriye'yi unuttunuz gaalibâ" demesi üzerine)

Emre - İnsan kökünü unutur mu? Kökünü unutan, kendini unuttu demektir.