İndir (.doc)

Sesim Nerelere Kadar Gidiyor?

Hoca mahallelerindeki mescidin müezzinliğini de yaparmış. Bir gün, onun sokakta koşa koşa ezan okuduğunu görenler sorarlar:

—Hoca efendi, neden böyle ezan okuya okuya, oraya buraya koşuyorsun?

Hoca, gayet ciddî cevap vermiş:

—Sesim nerelere kadar gidiyor, onu anlamak istiyorum.

EMRE'nin Tefsîri:

Nasreddin Hoca’nın okuduğu ezan, Hakikat, Tasavvuf ezanıdır. Etrafındakilere bu ezanı duyuramayınca, işi mizaha ve şakaya döküyor; maksadı, içinde yok olduğu Hakikati, bulunduğu muhite anlatmak. Bunun için kendisini gülünç mevkie düşürmekten bile çekinmiyor. Şefkat böyle olur işte…

İç Kaynak: Aşağıdaki (doğuş), (Hakikat Ezanı)nın ne olduğunu çok güzel anlatıyor:

Bu bir bilinmedik ilim,
Durmadan söylüyor dilim;
Kim ki canından geçerse,
-Ben bilirim- bildiririm.

Yürür, ulaşır Tanrı’ya,
Yüzünü döndürür (Ay)a.
Bu Müezzin’in sesini,
Duyan, görür doya doya.

Kim bu sesi (Hak)dan duyar,
Muhammed ardına uyar;
Muhammed’e kim uyarsa,
Alır, kabûl eder o Yâr.

Kimler ki ardına gelir,
Muhammed kim imiş bilir;
Eğer, gönül âşık isen,
Yönü Muhammed’e çevir.

Dâim bize onun yönü,
Durmayıp çağırır ünü;
Anası, babası yoktur,
Böyle devreder her günü.

Elinde vardır bir bayrak,
Ona vermiş Hak, tutarak;
Âşık olup yürümezse,
Giderken bağlanır ayak.

Onu över bütün diller,
Böyle çağırır deliller;
Bu hâle agâh olmayan,
Mekke’de, Kudüs’te beller.

Orda görülmüş mü Hûdâ?_
Hem orada, hem burada;
Orada aranan Allah,
Muhtaç mıdır bin bir ada?

O ne doğar, ne doğurur
Âşıklardan eder zuhûr;
Mü’mîn gönlü Beytullahtır,
Kendi evi orda durur.

Bilmez, eğri yola sapar;
Kuldan ayrı değil Gaffâr,
İbrahim Hicaz yaptıysa,
Kendisi de gönül yapar.

Bilen, bulur, eder tavaf,
Her günahları olur af;
Kim ki bize inanmazsa,
Şahittir bu söze Mushaf.

Bilen, arar, söyler Kur’ân;
Mü’mînler okuyor her ân;
Mânâsını bilenlere
Bu (Emre) olmuştur kurban.

Mânâsıdır Kur’ânda (Nûn),
Okuyanlar, olur mecnun;
Bu (Emre) aşikâr eder,
Taş atarlar onun içun.

24.2.1948