İndir (.doc)

Bu Kadar Tavuğa Bir Horoz Lâzım

Akşehir çocukları, ceplerine birer yumurta alarak Nasreddin Hoca’yı da yakalayıp zorla hamama götürürler. Soyunurlar, yıkanırlar. Hoca göbek taşında yatarken, evvelden anlaştıkları üzre içlerinden biri der ki:

—Çocuklar! Gelin bir oyun oynayalım. Oyunda kazanamayan hamam parasını versin, olmaz mı?

—Nasıl bir oyun?

—Herkes bir yumurta yumurtlasın. Yumurtlayamayan, hepimizin hamam parasını versin… Nasıl?

Çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar:

—Olur.

Nasreddin Hoca da kendileriyle beraber geldiği için ona da sorarlar:

—Bu işe sen ne dersin Hoca?

Konuşmanın başından beri dikkatle dinleyen Hoca, sesini çıkarmamış. Onun sükûtunu ikrar telakkî eden çocuklar, birer birer gıdaklamaya başlarlar, peştemallarının arasına evvelce sakladıkları yumurtaları çıkarıp Hoca’ya gösterirler.

Bunun üzerine Hoca ayağa kalkar, ellerini, kollarını çırpıp sallayarak horoz gibi öter:

—Ö’örü’öööööö!

Çocuklar, bu ummadıkları hareket karşısında şaşırırlar:

—Ne yapıyorsun Efendi Amca?

—Ne yapacağım oğlum, bu kadar tavuğa elbette bir horoz lâzım.

EMRE’nin Tefsirî:

İnsanlar ne kadar yaşlı olurlarsa olsunlar, (Hakikat)e ve (Hakikat)i bilene nazaran çocukturlar. Akılları da çocuk aklıdır. Onun için akıl, dâima oyundan ve oyuncaktan hoşlanır.

Çocuklar hile yapıyorlar. Hile yapan, nefsine mağlüp demektir. Nefsine mağlûb olanlara bizim buralarda “avrat” derler ya, Nasreddin Hoca da yumurtlayan çocuklara hakikati öğretmek için öyle yapıyor. (Ben sizin gibi nefsime mağlûp değilim, siz de böyle olun!) demek istiyor.