Tecellî edersin, sen, türlü türlü,

Benden etseler suâl:
Sâde bir gölgedir, seni korkutan,

Tecellî edersin, sen, türlü türlü,
İstîlâ edersin, nice bin gönlü;
Gadap, birçoğundan, fışkırır çıkar,
Bâzı, öttürürsün, güle, bülbülü.

Ne kadar zor imiş, bakıp, bir görmek…
Çeşitli açıyor, ekilen çiçek;
Kimi kokuludur, kiminde yoktur,
Kimi İblis olur, kimisi melek.

Ahlâk dedikleri, cismi lâtiftir,
Kimisi kuvvetli, kimi zayıftır;
Gönül! bilemezsen, çekersin azap,
İdrâk edemezsen, sana hayıftır.

Bâzısına sürün, bâzısından kaç,
Çok zuhûr etse de, büyük ihtiyaç;
Zehir, penzehir de, yerine göre,
İnsanın derdine, değil mi ilâç?

Yerli yerincedir, olur mu abes?
Bülbülü hapseden, yapılan kafes;
Birbirine uymaz, iyi dinle, duy,
Her mahlûktan çıkar, adedi yok ses.

Mânâsını anla, vermesin azap,
Cümlesine seyret: bir canlı kitap;
Bu (İsmâil Emre), durmadan alır;
Bütün çıkan sadâ, kendine hitap.

Zapteden: Nihâl Çetinsoy
Saat:10.10


16.6.1956