ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri


İndir (.doc)

Emre’nin konuşmalarından küçük notlar ve nükteler:

S. – Herhangi bir parti ile alâkanız var mı?

Emre – Hayır. Biz “Parti” değil, Küll’üz.

***

S. – İlâhi ağıt neden olur?

Emre – İnsan “Aşk” hazinesinden yaralanır. Ondan ağlar… “Aşk ağlatır, dert söyletir” derler ya…

Hz. Muhammed de böyle ağlarmış. Kendisine “Niçin böyle çok ağlayıp az gülüyorsun?” demişler; onlara şu cevabı vermiş: “Benim bildiğimi bilseydiniz, siz de çok ağlar, az gülerdiniz...”

Emre – Benlik, kediye benzer: Tüylerini tersine sığasan, kızar seni tırmalar; hâlbuki tüyler arasındaki pislikler ancak böyle ters sığamakla düşürülebilir. Benlik kedisinin tüylerini düz sığayacak olursan, hoşuna gider, fakat bütün pislikler içinde kalır.

Mâdem kirlerini sığamaktan hoşlanıyor, bir müddet böyle kalsın bakalım. Sonra kendisi çırpınsın, silkelensin de atsın o pislikleri. Bir insanın ağzındaki çökelek sokumunu bıraktırmak için, ona baklava sokumunu tattırmak lâzımdır; o vakit kendikendine atar.

***

S. – Geçenlerde güzel bir sohbet oldu, yazan yok diye, çok üzüldüm, canım su oldu.

Emre – “Canım su oldu” diyor.

Su can olur da, can su olmaz mı?

S. – Bir hadîs var; onda: “Kur’ân’daki her kelimenin bir zâhirî, bir de bâtınî mânâsı var, tâ yedi bâtına kadar” deniliyor. Ne demektir bu?

Emre – Doğrudur. Bu yedi mânânın, beş tanesini insanlara tarif etmek suretiyle öğretmek mümkündür. Altıncısını da, bâzı insanlar bilirler; Fakat yedincisini kimse bilemez.

Emre’nin bu konudaki 9.6.1945 tarihli doğuşu I. Doğuşlar kitabındadır.

Ne kadar medhetsek, az…
Hakîkat hiç pas tutmaz;
Bu “gönül ağacı”nda,
Her kuş yuva yapamaz.

Birçoğu konar, kaçar,
Ayağı yanar naçar;
Yapar  bindebirisi…
Seyredin, çok hikmet var.

(Sabır) gerek evvelâ,
Yardım eylesin Mevlâ…
Sabırı çok olan kuş,
Yuva içinde kala.

İkincisi, (tahammül),
Etmek lâzım (tenezzül);
Her kuşta hiç olmaz bu,
Kahır çeker o bülbül.

Üçüncü, lâzım (ilim),
Öğrenen, olur salim;
Öğrenmek istiyenler,
Kendini bilir yetim.

Dördüncüsüdür: (azim),
Bunlar sırayla lâzım;
Yarabbi ben görürsem…
Budur benim murâzım.

Beşincisi, (aşk) gerek,
Aşk, gelse, eder ipek;
Aşka bürünenlere
Semayı açar felek.

Altıncısıdır (yokluk)...
Daha tarif  etsem, çok…
Yokluktan sonra açar,
Dilber yüzünden ufuk.

Yedincisi çok gizli,
Kimsenin dönmez dili;
(Emre)ye devirlerde,
Geçti, etti tecellî.

9.6.1945

***

S. – Nazar diye bir şey var mı?

Emre – İnanırsan, var. Dama çıkan bir adama taş atarlarsa, değebilir; lâkin semâya çıkan bir kimseye taş değer mi? Nazar, bâtıl itikat gibi şeyleri yok deyip ortadan kaldırmak için bunlardan uzaklaşmalı; yani bu gibi şeylerin üstüne çıkmalı. Nazarın altında kalana nazar değer; çünkü inanıyor.

Muska, urasa “tılsım” gibi şeyler boştur. İnanmamalı.

Fakat bazı şeylerde bir hikmet ve sebep vardır: Meselâ Cuma günü iş yapmanın, çamaşır yıkamanın iyi bir şey olmadığına inanmak gibi. Eskiden, “Cuma günü iş tutmak günâh...” derlerdi. Buna inanan kadınlar her işlerini Perşembe günü yapar, bitirirler, Cuma günlerini, bir haftanın yorgunluğunu gidermek ihtiyacında olan kocalarına hasrederlerdi.

Cuma günü iş yapmak günâh değil, böyle bir şeyin aslı yok. Fakat kadınların Cuma günü iş yapmayıp kocalarının hizmetinde olmaları fena mı?

***

S. – Ne yazık ki çıkardığınız kitabı anlayamıyorum; sâde bir muhabbetim var.

Emre – İşte o kadar... Zâten o kitapta muhabbetten başka bir şey yok.

***

S. – “Vâdî-i Cünûn” nedir?

Emre – Allah’ı bir deryâya benzetelim, aklı da bir damlaya; damlanın denize düştüğü zaman kendini kaybetmesi var ya, işte buna “Vâdî-i Cünûn” derler.

***

Emre – Allah bir eve teşbîh edilecek olursa, “Rab”, bu evin kapısıdır.

***

Emre – “Oldum!” diyen, uluyor.(*)

(*) Ulmak= Çürümek.

***

Emre – Şehvetten biz de korkardık; sonra baktık, anladık ki kadınların kimi anamız, kimi bacımız, kimisi de evlâdımızmış; o zaman onlardan korkmamağa başladık. Böyle olursa, sevgi helâldir. Yerli yerinde yani, onları anan, bacın veya evlâdın olarak görür ve seversen, helâl; yoksa harâm. Harâma helâl gözüyle bakar harâmı helâli karıştırırsan “hamr” olur. Kur’ân’daki “hamr” sadece rakı, şarap gibi içkiler için değil, bu türlü harâm sevgiler için de söylenmiştir. Allah’ın emri, bu olduğu gibi, insanlığın emri ve icabı da budur.

***

Emre – İne giren çakalları tilkileri çıkarmak için, duman verirler. Biz de böyle yapmalıyız. Aklımızın içinde ne tilkiler, ne çakallar var… Hiç birimizin çakalı da diğerininkine benzemez. Onun için başkalarını kınamamalı hor görmemeli.

Emre – Hakîkatin ölümü korku iledir... Ne korkusu?.. Ne korkusu olursa olsun; mâdem korku var, o insan ölüdür. Korkuyu öldüren dirilir.

***

Emre – Akıl bir köprüye benzer. Bu köprüden her şey geçer: İyi de geçer; kötü de geçer; Allah da geçer, Şeytân da.

***

S. – Halvet ne demektir?

Emre – Kimseyi dinlememek, Allah’la beraber olmaktır.

Eskiler anlayamamışlar. Dağlara, mağaralara çekilir, tesbîh çekerlermiş. Hâlbuki nereye giderlerse gitsinler, nefisleri beraber değil mi? İnsan nefsiyle konuşurken, Allah’la konuşamaz.

Mesele onların anladığı gibi değil; bilâkis ye, iç, çoluğunla çocuğunla yaşa; fakat Allah’tan ayrılma.

Biz halvet hâlinde değil miyiz? Bir şeye şiddetli alâka duyan insan, o şeyle halvettedir.

***

Emre – Hacer-ül-esved, bütün insanların gözleri bir araya getirilerek tevhîd edilmiş tek bir gözdür.

***

Emre – Bir insanda her hayvanın ahlâkı vardır; hâlbuki her hayvanda ancak kendinin ahlâkı vardır.

Buna rağmen, bir insan, Allah’a dayanarak bu hayvanî ahlâkları tepeleyebilir. Ancak bundan sonra, “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” sırrı zuhûr eder.

Bu ahlâkları tepeleyemezsek, hangi ahlâkımız daha kuvvetli ise, onunla haşroluruz. Bu hâl cehennemdir. “Tahallaku biahlâkillah” ise cennettir.

Emre – Deli, başkasına zarar veren kimsedir; şu halde, dünyada deli olmayan, çok az kimse vardır.

***

Emre – Kur’ân’ın tefsîr edilmesi lâzımdır amma, bunu âşıklar yapmalı. Tefsîr eden, Kur’ân’ı söyleyen “Kudret” le bir olmalı ki tefsîrinden istifâde edilsin; yoksa edilmez.

***

Emre – Nefsi, öldürmeyince, insan düşmandan kurtulamaz. Onun için Hz. Muhammed kesdirim olarak: “Nefsinizi öldürün!” diyor. Doğuşta da: (Dolanıp dururlar altı yanını) diyor. Demek, başımızın üstünü ayağımızın altını bile dolanıyormuş.

İnsan, Mûsâ devresine gelene kadar ne olduğunu bilmez: bomboş, o devreye gelince eline “Muhabbet” denilen bir “Asâ” verilir. Bu asâ, Ali’de “Kılıç” olmuş. Bu kılıcı aklının beline as; fakat gafil olma. Kılıca muhât “mukayyed” ol; olmazsan, nefis denilen firavun seninle gezdiği için, kılıcı senin belindeki kından çekip alır; kın bomboş sallanmağa başlar. Gaflet bizi kılıcın kabzasına değil kınına baktırır; hâlbuki kınında birşey yok, iş kabzada, kılıçta.

Nefis, kılıcı eline alınca sana emretmeğe başlar... “Yapmam!” deyince kılıcı alnının çatına dayar. Ona mukabele etmeğe davranır, elini kılıcına atarsın ki, kın bomboş sallanıyor. Eyvâh! Dersin ama, ne fayda… Nefis bizi tekrar hayvâniyyet devresine düşürür; başlar inkâr ve isyânlar.

“Muhabbet” devresini bulursan, kılıcı nefsin elinden alır, tekrar sana verir amma, isyândan sonra “muhabbet” devresini, tekrar bulmak kolay değildir; zoruna gider. “Satranc-ı Urefa” da bile bir fena ahlâk yılanına yutulup, düşmek insana ne kadar zor geliyor… Hâlbuki, “Satranc-ı Urefa” bir oyun, bir misâldir, asıl değil.

Bir kere nefsin eline düştün mü, çırpın dur… Çırpınmak da tatlı gelir; insanın azmi de tükenir.

Sonra bir îmân, bir isyân, tekrar îmân: “Sümme âmenâ, keferû”ya döner.

İki defa isyân olmaz. Olunca küfür artar.

Küfrün de birçok şekilleri var. “Küfür” karanlık demektir; azâbta kalmaktır küfür.

Küfürden kurtulma kudretini, Allah hepimize vermiştir. Küfürden kurtuldukça, zevkimiz günbegün artar. Mal, mülk lezzeti değil bu lezzet... Küfürden kurtulmanın ölçüsü şu: İnsanda can sıkıntısı kalmayacak. Ebedî bir haşre can sıkıntısıyla, azâbla gidersek ne fena… Benlikle, riyâ ile gidersek bunlarla haşrolacağız. Hz. Muhammed: “Hâzâ yevminnüşûr!” diyerek yaşanan güne, hâlihazırdaki güne işaret etmiş. Her gün, bizim hâşir günümüzdür. Fiilimiz ne ise biz o’yuz. Muhâtaralı ânlardan korkuyorsak, onunla hâşroluyoruz demektir. Yolumuza çıkan korkuyu o ânda yenemezsek ne fenâ.

Baktık ki muhâtara var, gürp! Oraya kendimizi atar, yapışırız.
Aklımızı, hayattayken, sahibine verirsek, onu ondan hangi fiil alabilir? Zâten “Ölmeden evvel ölmek” sözünün mânâsı da “aklımızı, sahibini bulup ona vermektir!”.

Böyle yaparsak akıl melekelerimiz artar, bunamayız. Bu hâlden anlamayanlar, yani akıllarını asıl sahibine teslim etmeyenler, bunuyorlar.

***

Emre – Bir şeyin içi boşaldı mı, içine hava dolar. Biz de aklımızı boşaltmayalım, yoksa içine nefsin havası dolar.

***

Emre – Son perde, insanın kendisidir; o kalkınca ebedî dirilik başlar; o zaman tasavvuf bilinmeye başlar. Fakat akıl bunu anlayamıyor.

Arzularımız da birer perdedir. Bunları aşk yakar. Yakmaz da, kaldırır, yukarıya asar; gaflet basınca, tekrar hepsi birden düşer.




İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 20.8.2019
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET