ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri


İndir (.doc)

S. – Sıbğa nedir? (1)

Emre – Sıbğa, vücut, madde boyası değil, hâl, ahlâk boyasıdır. Yani sıbğa şişenin içindeki rakı gibidir.

Kendi boyamızı atmadıkça, altından Allah’ın boyası çıkmaz. Hayvan, kendi boyasını, ahlâkını atamaz. İnsan insanlaştıkça, idrâk sahibi olur ve kötü boyalarını atar, temizler. Bunun için de kendi aklını “Akl-ı Küll”e teslîm edecek. Bir de bakacak ki kendi yokmuş... Kendi boyası zaten benliğidir.

( 1 ) Sıbğa=boya. Sıbğatullah=Allah’ın boyası.

***

Emre – İnsanların irâdesini yıkmayacaksın, fakat ona irâdeyi yıkmayı öğreteceksin. Meselâ çocuğu “Evden dışarı bir adım bile atmayacaksın!” diye şiddetle azarlayıp, men’etmeyeceksin de, ona dışarı çıkmayı önleyecek, zevkli şeyler öğreteceksin. Bu suretle o dışarı çıkma irâdesini bizzat kendisi yıkacak. Allah böyle istiyor.

***

Emre – İnsanlar başkalarının kötülüğünü görmemeli. Biz iyi olalım; o kötü zannettiğimiz, kötü dediğimiz insanlar bizim iyi hâlimizi görsünler; onlar da iyi olsunlar.

***

Emre – Ölmeden evvel ölmek, kudretimizi ve irâdemizi sahibine teslîm edip zevke dalmaktır.

***

Emre – “Akl-ı cüz” her vakit ve mecburen “Akl-ı Küll”e tâbidir. Mâdem her vakit “Akl-ı Küll”ün dediği oluyor, bâri bilsek de hep ona tâbi olsak…

***

S. – Evvelce kadınlar kocalarını isimleriyle çağırmazlardı. Şimdi isimleriyle çağırıyorlar.

Emre – Eskiden öyle iyi idi şimdi böyle iyi, benim adım: “Bak hele!”. Hanım beni “Bak hele!” diye çağırır.

***

“Yedi bu’d”dan bahsedilmişti.

Emre – Bizim aradığımız Kudret hacme, “bu’d”a sığmaz. Bu’d “uzaklık” demekmiş. Öyleyse “yedi bu’d” yedi kere uzaklık.

***

Emre – Allah, Şeytânından bile vazgeçmez. Baksana ona “ilâ yevmiddin” “din gününe kadar sana lânet olsun!” diyor. Yani Şeytân “din günü”nü bulur da inadından vazgeçer, îmân ederse onu da kurtaracak.

***

Emre – Lisânların ilki, göz-göze bakmakmış... Sonra dağılmış, çoğalmış. Nihâyeti de, göz-göze gelmektir. Öyle olmayınca kurtuluş yok.

***

Bay Salih İnan’ın altı yaşındaki küçük oğlu Necdet, şu doğuşu okumuştu:

Bin dokuz yüz otuzüç
Okuyana değil güç;
Halil, “Dârülbakaa”ya
Bu tarihte etti göç.

Emre – Dârülbakaa! O da hiç. Ordan geçmeyince de olmaz. Ordan göç değil, geç etmeli. (Necdet’e):

- Sor bakalım. Celâl amcana, bu Dârülbakaa neymiş.

Necdet – Nedir Dârülbakaa?

Celâl Çalım – Ölmek.

Emre – Oh ne güzel… İnsan ölünce, yürümek zahmetinden de kurtuluyor; omuzlarda götürüyorlar. Fakat Dârülbakaa’dan ve herşeyden vazgeçmesi zor. Bir kere, Dârülbakaa’nın ne olduğunu bilmiyoruz: Peki bilemediğimiz bir şeyden nasıl vazgeçeceğiz? (Bu bir ilm-i ledünnidir, diyen bilmez, bilen demez). Bilmeden geçmek, sözle geçmektir. Bu da, köprü oradayken, burada oturduğumuz yerde köprüden geçmeye benzer.

***

Emre – İki dil vardır: Hak dili, halk dili. Mutasavvıflar, ikisini de birbirinden ayırmazlar. Bilen kimselerle Hak diliyle konuşurlar, bilmeyenlere Halk diliyle.

***

Emre – Türkçeye tercüme edilmiş Kur’ân’ı Kerîm’i okurken ne abdest alıyoruz, ne de Besmele çekiyoruz. Hâlbuki “anlama”nın kıymetini bilsek Besmele’yi, asıl Kur’ân’ı anladığımız zaman çekeriz.

Emre, ortanca kızının oğlu küçük Hakkı’ya “Hişt!” dedi; çocuk bakmadı, anlayamadı. Bunun üzerine şunları söyledi:

- Bizim dilimizden bilmiyor; yok, yok, biz onun dilinden bilmiyoruz.

***

S. – Bu devlet, tasavvuf devleti kolay kolay ele geçmez.

Emre – Merak etme, elden de çıkmaz.

***

Bay Salih İnan’ın altı yaşındaki oğlu Necdet, Emre’ye “Dede” der.

Birgün Emre’nin kucağında oturuyordu. Kendisine, niçin kucakta oturduğu sorulmadığı halde;

- Dede’den başka kimse yok da, onun için Dede’nin kucağına oturuyorum, dedi. Emre bu küçük, fakat çok akıllı çocuğun gönlüne “gönül alma”nın ilk tohumlarını ekmek için o doğru sözü bir başka türlü tefsîr etti:

- Yani bunların hepsi de Dede değil mi?

***

S. – Mezarda ışık lâzım diyorlar.

Emre – Öyleyse, gözünü kulağını, kapama... Gözünün, kulağının mumlarını yak. Çünkü asıl kabir, bu vücuttur.

***

S. – Allah muzırr hayvan yaratmış mıdır?

Emre – Evet. Eğer yaratmasaydı, Hz. Muhammed “Küllü muzırrın yuktel” der miydi? Yani Peygamberimiz “Bütün muzırr şeyler öldürülmeli!” diyor.

Nefis de muzırrdır; onu da öldürmeli. İnsan çalışmaz, hareket etmezse, kendisi kendine muzırrdır.

Hayat, bir mücadeleden ibârettir. Vücut da hareketle büyür, akıl da.

Bazı hayvanların muzırr oluşları, bizim için bir devlettir. Biz onları öldürecek vasıtalar yapmak için, çalışmağa mecbur oluyoruz. Allah bizi çalıştırmak için, onları muzırr yaratmıştır. Sivrisinekler yüzünden ne kadar insan ekmek yiyor...

S. – Ben her hayvanı faydalı zannederdim.

Emre – Bizi çalışmağa sevk etmesi de, bir fayda değil mi?.. Hem de ne büyük bir fayda..

***

Emre – Bu doğuşlar, bazan bir saniye değil, bir ân içinde olduğu gibi diziliyor; sonra birer birer söylüyorum.

***

Sual – Kader, nasîb de var.
Emre – Var dedikten sonra elbette var. Mesele çalışıp yok etmede. Kısmet ve kader aczin çocuklarıdır. İnsan irâdesi hepsini tarümâr eder.

***

Sual – İkisi birden olmuyor.

Emre – Olur, yapacağız. Tek kanatlı kuş uçmaz.

Sual – Ama dünyâ ile uğraşınca Allah’a vakit bulamıyoruz.

Emre – Günde bir saatte mi vaktimiz olmaz. Bak Kur’ân’da Allah: “Bir yılı bin yıl ederim!” diyor. Her şeye kadîr değil mi, bir saatımızı da bin saat eder. Yeter ki tefekkür ediniz. En iyisi dünyâ işiyle Allah tefekkürünü birleştirmek. Elimizi işe, gönlümüzü yaradana teslîm ederiz, olur biter.




İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 20.8.2019
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET