ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri


İndir (.doc)

S. – Bağdaki kuyuya kedi düştüğünü zannettiğimiz gün, içtiğimiz sular bize hep kokuyor gelmişti; hâlbuki kedi filân düşmemiş.

Emre – O koku hâli içimizde var. Kedi kuyuya değil, bizim içimizdeki kuyuya düşüp, bizim içimizi karıştırınca kokusu yüze çıkıyor. İnsanın içinde her şey var.

***

S. – Biz mi geçiyoruz, zaman mı?

Emre – Zamanın içinden biz geçiyoruz. Zaman, olduğu yerde duruyor. Arka tarafı unutmayınca ileriye doğru adım atamayız. Senin karnın açken baban, deden zenginmiş, bundan sana ne?

Mâziyi unutup, ileriyi düşünen ve görenlerde bir sükût zuhûr eder, lezîz bir sükût. Bunun için birçok mutasavvıflar; (Kemâl ehli kemâlâtı sükût ile buldu hep), (Sâmit efdal-i şuûndur) gibi sözler söylemişlerdir. Keşif ve icmâl sahiplerinin ekseri vakitleri sükût ile geçer. Konuşurken tefekkür olmaz. Ağzın açıksa, kulağın kapalıdır. Kulağın kapalı ise, ağzın açıktır.

Eğer, biz de ötüyor, mâlâya’ni konuşuyorsak, nefsimizin çocuğu bizi tutar avlar.

İlim, insanlardan tefekkür ettikçe doğar. Her insan âlimdir; çünkü insanda her ilim vardır. İnsan hangisi üzerinde düşünürse, onu büyütür.

***

Emre – Dünya güneşten koptu diyorlar; böyle bir şeyin aslı yoktur. Maneviyyet güneşinden biz koptuk. Tekrar kendisine dönen kurtulur, (İrcii ilâ Rabbike râziyeten marziyye).

***

Emre – Zamanında toprağa düşen tohumu, toprak zaptedemez. Tohum da kendi benliğinden geçmedikçe yeryüzüne çıkamaz. Tohum, şeklinden, kendini muhafaza arzusundan ve emelinden vazgeçtikten sonra koca koca ağaçları meydana getirir.

Biz de, ben biliyorum, ben yapıyorum! dediğimiz için bizi muhît olan (Kudret)i meydana çıkaramıyoruz. Öyle bir kanun ki: biz “benim!”  derken o Kudret çekilip gidiyor, biz ortada kalakalıyoruz. Kendimize yine kendimiz hâil oluyoruz.

***

Hastalıktan korkan adam, hastalığa yardım ediyor demektir. Bir köpek bizi kovalasa, biz ondan kaçsak, o bizi daha beter kovalar. Hâlbuki, biz ona hücum etsek, bu sefer o kaçar.

***

Emre – Biz, vücudumuzun bâzı yerlerini ayıp, kusur gören kimselerden saklıyoruz. Allah için ayıp diye birşey var mıdır? Allah, ayıp, kusur, kabahat görür mü? Bilâkis o, her vakit affeder.

Allah’ta fânî olanlardan da ayıp saklanmaz. Çünkü onlar da ayıp diye bir şey bilmez ve görmezler.

***

Emre – Bebekleri ağlatmamaya çalışmalı. Çocuk sebepli ağlamalı. Ağlamaya başlayınca da zornan susturmamalı. Onu zorla susturursak, bu ağıt onun içinde kalır, büyüdüğü zaman çıkar. Bâzı yaşını başını almış insanlar vardır ki, ufak bir şeyden müteessir olur, ağlamaya başlarlar. Bunlar, küçükken, ağıttan, dayakla susturulanlardır.

Çocuğun yaşına göre, bir devri, devrine göre de bir ahlâkı vardır. Meselâ oyun devresi. Tutalım ki Sevinç’e (Bay Selim Akgül’ün küçük kızı): (Sokağa çıkma, çocuklarla oynama!) diyoruz. Hayır, çocuk, oyunlarını şimdi oynasın bitirsin ki, kendini bilecek yaşa geldiği zaman o oyun, akliyle, beraber gitmesin. Eğer şimdi oynamazsa yarın tahsîl hayatında oyun, okumasına mâni olur. Ecnebîler bilerek, bilmeyerek, çocuklara çok oyuncak alırlar ki oyun devresini ikmâl etsin.

Çocuk, zamanında devrinin oyununu oynarsa, o oyun çocukluk yaşlarında kalır; çocuk tahsîl ve gençlik çağında serbest çalışır.

Emre – Bütün gayretimiz hayvanlığımızın gözüne insan gözlüğü takmak içindir.

***

Emre – Kur’ân! Yani her ân kur! Her ân tefekkür et!

Peygamberimiz (Bir saat tefekkür bin yıllık ibâdetten hayırlıdır) demiyor mu? Amma bu sözü, kendini tefekkür yönüne dönen insanlara söylemiş. Bu söz daima diridir… Tefekkür etmeden, neyi anlayabiliriz. Tefekkür, aklın hazmıdır.

Emre – Her insanın kendine göre bir hayat yolu vardır. Yol, insan uyandıktan sonra değişir. Sedyedeki adam, gittiği yolu bilemez. Bizler hep böyleyiz. Ne zaman dirilir, sedyeden kalkarsak, yolumuzu o zaman kendi aklımıza kendi gözümüze göre tayin ederiz. Dirilen insanlara (Bu diriliği anlat) desen anlatamazlar. Dirilmek için de mutlaka ölmek lâzımdır. Kur’ân bunu çok güzel anlatır amma, hep rumuza bürümüştür. Kur’ân’daki hitaplar bütün insanlaradır. Müslümanlara değil. İnsan insandır. Din, mezhep gibi şeyler insanlar arasında fark yapamaz. Bizim Peygamberimiz Mûsâ’yı da tasdik ediyor, Îsâ’yı da. Îsâ’nın Mûsâ’nın hâlleri de yürüye yürüye büyümüş Muhammed’i doğurmuştur.

***

Emre – Ümidi, ümitsizlik doğurur.

***

Emre – İdrâk arttıkça mes’uliyyet artar. Bir eşek bizi tepse ona ceza verirler mi?

***

Emre – Ölüyüz, hepimiz ölüyüz. Mâdem ki gözümüz Hakkı görmüyor; sözümüzü ona duyuramıyoruz; kulağımız onun sözlerini duymuyor, o hâlde hep ölüyüz.

***

Emre – Taşçıkan’dan birisi gelse de sorsa, biz her şeyi unutur, onunla meşgul oluruz. Onun ahlâkını temizlemeye çalışırız; çünkü onun ahlâkı bizim ahlâkımızdır. Bizim için fena diye bir şey yoktur. (Taşçıkan: Adana G.evi.)

Affetmemek, gurur, haset... bunlar kulda bulunur, Allah’ta, böyle şeyler yoktur. Mevlânâ’nın dediği gibi:

Geri gel, geri gel! Ne olursan ol geri gel!
Kâfirsen de, putperestsen de, ateşperestsen de geri gel!..
Burası ümitsizlik kapısı değildir,
Tövbeni binlerce defa bozduysan bile yine gel!

Emre – Put, Hıristiyanların taptıkları şekil değildir, Put, Allah’ı unutup, başka şeyleri sevmektir. Putperest, putu Allah için seviyor; bizse, eğer Allah’tan başka bir şeyi, meselâ parayı seviyorsak, nefsimiz için seviyoruz. Istavrozu, Allah için sevenin aklını öpeyim… Nefsi için Kâbe’yi sevenden ise Allah bile râzı olmaz. Hıristiyan, puta taparken Allah’tan ayrılmıyor ki… Dünyayı seven ise, sevdiğini, Allah’tan ayrılarak seviyor. Böyle bir insandan ikrâh ediyoruz, hakîkatte ikrâh eden Allah’tır. Hıristiyanın putunun arkasında ise Allah gizli. Bir hıristiyanın putunu sevsen; o ne kadar memnun olur... Onda Allah rızâsı için bir sehâ var. Hâlbuki parayı seven adamın parasını seversen, almak istesen ne kadar düşmanlık zuhûr eder.

***

Birisi Emre’nin aleyhinde çok kötü şeyler söylermiş. Ona (niçin böyle söyledin?) demişler; adamcağız müşkül durumda kaldığı için inkâr etmiş; (Gözüm kör olsun ki söylemedim) demiş. Bunu Emre’ye nakleden şöyle demişti;

- (Gözüm kör olsun ki söylemedim) diyor, bilmiyor ki birgün dediği olacak...

Emre – Yâni?

- Yâni birgün gözü kör olacak.

Emre – Yok, yok…Hiçbir şey olmasın. O da bizim parçamız. Onu sevmeyen bizi de sevmez. Onun sehmine hissesine o düşmüş, ne yapsın. Onu hor mu göreceğiz? O yapmasaydı bu işi, biz yapacaktık.

***

S. – Kur’ân umum-hâne’de okunur mu?

Emre – Kur’ân oralarda, buralarda niçin okunmasın? Radyoda Kur’ân okunurken, oralarda dinlenmez mi? Kur’ân onların hakkı değil mi? İnsanın her yeri pis olsa bile, kulağının içi çok temizdir. Hakîkati anlamayanlar, günâhın sevâbın ne olduğunu bilmeyenler (Kur’ân orada okunursa günâh!) diyorlar. Kur’ân bütün insanlara hitâptır. Kadın, erkek tefrîk etmez. Allah Rabbülâlemin değil mi? Erkeklerin Rabbı da, kadınların değil mi? Bazı insanlar, kadını Şeytân telâkki ediyorlar. Eğer kadın Şeytânsa demek ki biz erkekler, kadınlardan doğmuş olduğumuz için, Şeytân oğlu Şeytânız. Böyle şey olur mu? Hz. Muhammed, kızı Fâtıma’yı ayırdı mı?

***

Emre – Kur’ân’daki (hamr), sadece rakı, şarap değildir; kötü hâller, kötü ahlâklar da (hamr) dır... Tahammür etmiş içkiyi içen akıl da tahammür ediyor. İnsan az içiyorum der ama gittikçe arttırır. Çünkü (az) demek, çocuk demektir. Çocuk da mutlaka büyüyecektir.

Kur’ân’da (İnnemelhamrü velmeysir ricsün min amelişşeytan) diyor. Bu (ricsün min amelişşeytan)ın içinde ahlâk tahammürleri de var. Kin, kibir, haset gibi kötü ahlâklar Şeytân işi değil mi? Asıl tahammür bunlardır.

(Meysir) de kûmar, oyun yani dalavere değil mi? Dalavere, kandırmak yani yalan demektir. Bütün oyunların, dalaverelerin başı, yalandır. Bir insan yalan söylüyor mu? Allah onun şerrinden emîn eylesin. Yalan söyleyenin ne Allah’ı var, ne anası ne de babası... Hemcinsine kötülük etmek isteyen bir insan bu kötülüğü saklamak için ona yalan kumaşından yapılmış bir elbise giydirir. Hâlbuki bu elbise sakladığı suç veya kabahattan daha büyük, daha fenadır. Ama insan ne yapıyorsa kendi kendine yapıyor demektir. Gerçi karşısındakine de yapar ama asıl en büyük fenalığı kendine yapar. Yalanı bir söyler, iki söyler nihayet anlaşılır. Bazı insanlar yalancının yalanını, büyüklüğünden hazmeder. Hazmedemeyenler, o adamın yalancılığını etrafa yayarlar. Hâlbuki en büyük iyilik, insanın kabahatini başkasına değil kendisine söylemektir. Güldürenle değil, ağlatanla ülfet et derler ya... Yüzümüze kabahatimizi iyilikle söyleyen o kabahati yapmamızı istemediğinden söyler. Bazıları karşısındakinin kabahatından zevk alır; bu iblisiyyettir. Asıl insanlık kimsenin düştüğünü istememek ve düşürmemeğe çalışmaktır. İyi insanlar, nasîhat eder, bazan da darılırlar. Bunların hareketleri, bir babanın evlâdına şefkati kabilindendir.

Bay Mehmet Özhatay’ın oğlu yalancı meme emiyordu;

Emre – Bir vazife almış, ciddi ciddi yapıyor, ne yaptığını da bilmiyor; insanlar da böyledir.

***

S. – Besni’de fırına girmiş dervişler gördüm.

Emre – Peki, bunların elinde böyle bir kudret var da, Besni’deki trahomluların gözlerini niye iyi etmiyorlar... Dervişlerin, fakîrlerin yaptıkları şeyler kerâmettir amma, bu süfliyyettir.




İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 20.8.2019
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET