Sâde bir gölgedir, seni korkutan,

Tecellî edersin, sen, türlü türlü,
Gözlerimin yaşı, akar, göl olur,

Sâde bir gölgedir, seni korkutan,
Mevlâdan ayıran: gezdirdiğin can;
Hüzün ile elem, eğer kalırsa,
Âşikâr olur mu, gizlenen Rahman?

Sâde bir varlıktır, görünen elvan,
Uyanıp seyreden, oluyor hayrân;
Sen kendine, gönül! gel, verme pâye,
Ne Sultanlar gezer… hâlî mi meydan?

Kendinden geçmiyen, bulur mu felâh?
Cana sâhib olmak, en büyük günah;
(Berât) dedikleri, anla, (Yokluk)tur,
Ondan sonra alır, insanı Allah.

Bak neler oluyor, bilmeden, gönül!
Dikeni sevene, görünüyor, Gül;
Artık yetişmez mi feryâd ettiğin?
Sevdiğine kavuş, bundan sonra gül.

Hayat bir aynadır, gülersen güler;
Onu, târîf eder, bütün türküler;
(Lisânı hâl) ile, târîf edilmiş;
Mânâyı bilmiyen, boşuna diler.

Cehâleti sevmek, azap değil mi?
Canlı görünenler, Kitap değil mi?
Gel (İsmâil Emre)! öğren de oku;
El ile yazılan, harap değil mi?

Zapteden: Nihâl Çetinsoy
Saat:20.55


15.6.1956