Pek zordur bu haller, olunmaz razı,

Kâh çıkarsın gözönüne,
Doldur, Sâkî! ver, içek, (1)

Pek zordur bu haller, olunmaz razı,
Razı olan, Mevlâm, alır murazı,
Bu yol yolcusunun yok itirazı…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Ellerinden tutsan, sana kızarlar,
Tamir olmuş yolu gelip bozarlar,
İslâh etsen dahi, tekrar azarlar…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Işığı tutarsan sen bir âmâya,
Yönünü döndürsen güneşe, aya,
Gözüne görünür bir siyah boya…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Tarif etsen eğer bütün elvanı,
Yanlış, siyahtır! der, sıkılır canı,
Daim kara görür iki cihanı…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Gözü açık, ona olursa delil,
Döner, deynek arar, âdettir, alil;
Daim buna misal, kâmille cahil…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Doğdursan güneşi gece kuşuna,
Gözü görmez olur, gitmez hoşuna,
(Emre) çok söyleme boşuboşuna,
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Harfsiz, sözsüz duyar bu hâlin ehli,
İçinden içine zikreder dili,
Kendisi âşıktır, Mâşuk, emeli…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

Gönül gözü ile eyler seyranı,
Kendinden ayrılmaz onun hayranı,
Evvelden karışık kanıyla kanı…
Felâh bulan, bindebiri değil mi?

(Lâhmüke lâhmî) dir (cismüke cismî),
(Demüke demî) dir, ararsın kimi? (1)
(Emre)! sen işittin, etme sitemi,
Felâh bulan, bindebiri değil mi?


(1) Peygamberimizin Ali’ye hitabeden bir hadîsi: Etin, etim; cismin cismim; kanın kanımdır. 22.6.1950