Mevlâm! beni ettin, aşka giriftar,

Göresim gelince, ben, O Cânânı,
Bâzı, bir dem gelir, kalırım nâçâr;

Mevlâm! beni ettin, aşka giriftar,
Dünyâyı, hayâtı, bu başıma dar;
Gözlerimle gönlüm, tutuldu sana,
Ateşte yanarken, yüzünü arar.

Arzûsu: değildir, cennetle (Tûbâ),
İsterse, emeği, hep olsun hebâ;
Âşikâr olmuştur, (Mescid-i Harâm),
Ne eylerse, Mâlik; göründü (Kubâ).

Sana âşık olan, neyler hayâtı…
Sözünü işiten, bilir memâtı;
Her yeri muhitsin; vatanın: (Gönül),
Sırrını anlayan, bilir vuslatı.

Seni arayandan, ayrı değilsin,
Gözünden bakandan, gayri değilsin;
Can kendinin olsa, edecek fedâ,
Bilmiyen câ……hayrı değilsin.

İdrâk olmayandan, sorulmaz suâl,
Bitişik olana, ayrılık visâl;
Benzerinle mislin, görünmez göze,
Nerede bulunur, böyle bir misâl?

Mutlak, etmek lâzım, hâli tecellî;
Tecellî edenin, döner mi dili?
Yârab! ne eyledin, – aklına doldun –
Sana rastgelince, bu (İsmâil)i…

Düşüncesi, fikri, aklı mat oldu,
Belleri büküldü, iki kat oldu;
Unuttu canını, seni düşünür,
Candan geçti ise, her hayât oldu.

Onun için, oldu, seninle diri,
Unuttu, düşünmez, bütün tedbîri.
(Emre)nin varlığı, seninle birdir.
İsim verdikleri, etinen deri. (1)

Zapteden: Neş’e Emre
Saat:12.00


(1) Etinen = Et ile. 25.3.1956