Gönül! senin oldu, gözler, durağın,

Gözlerine hayrânım,
Yaklaşınca yanına,

Gönül! senin oldu, gözler, durağın,
Gezip lezzet alır, senin dimâğın;
Başın Arş-ı Âlâ, yerde ayağın,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Seni dâvet eder, senin Hayrânın,
Kalblerden kalbedir, dâim revânın,
Ayrılık kalmadı, her zerre canın,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Birçok sırlar, oldu, sana âşikâr,
Vîran gönülleri, eylersin îmâr;
Yabanda arayan, boşuna arar,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Tecellî eyledi, (Settârül’uyûb),
Onun için, oldun, âleme mahbûb,
Âşikâr-eyleme, olmasın mahcup,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Düştün, gaaiboldun, af deryâsına,
Karışıp haşroldun, kul Mevlâsına,
Saray binâ ettin, aşk bâlâsına,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Gözünün önünde, engin ve yüksek,
Aklın bilmediği çeşitli melek,
Parmağında döner, sayısız felek…
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Hareket edemez, iznin olmadan,
Eğer kımıldarsa, oluyor vîran,
(Kün feyekûn) emri, vermiştir imkân,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Herşeyin, değişir, durmaz, oluşu,
Emrin uçuruyor, havada kuşu,
Bu hâl, etti seni, nazar sarhoşu,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Meydana çıkarma, sana helâldir,
Kimselerin değil, hep sana maldır,
(Cemâl)i saklayan, şehit (Celâl)dir,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Sevdin, tâbi’ ettin, ayı, yıldızı,
Dönmek için verdin, onlara hızı,
Gözleriyin nûru, yazıyor yazı,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Kur’anda söyledin, (Nûn ve-l-kalemi),
Satır satır yazdın, bütün âlemi,
(Emre)! mekân ettin, bir sâf âdemi,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Görüp secde ettin, ayrılma sakın,
Bütün uzak, oldu, görünce yakın,
Çok emekler çektin, helâldir, hakkın,
Seyran helâl-oldu, seyret her vakıt.

Zapteden: Müncibe Görgün.
Saat:18.00


31.10.1960