Gönlümün derdini, söylesem kime?

Sendeki hilâl kaşlar,
Aklımdan çıkarsa, kalmaz karârım,

Gönlümün derdini, söylesem kime?
Gösterdim, bilmedi, birçok hekime;
Cerrahı geldi de, hançer elinde,
Dedi: Ben yarayım, kimseye deme!

Sürüp de çıkardı, kemiren devi,
Böyle olur işte, sahîh tedâvî;
Derd ile illeti, tamâm olunca,
Kendisinin oldu, bu gönül evi.

İftihâr ederim; mekânı kurdu,
Kimseler giremez, olmuştur yurdu;
Bu (İsmail Emre), Eyyup, olunca,
Dışarıya atmaz, (İlâhî Kurd)u.

Kalbin dört yanını, onlar çevirir,
Düşman olanları, vurur, devirir;
(Sabır) gıdâsına, ihtiyaç olsa,
Kimseler veremez, o kurtlar verir.

Dostun kapısını, o kurtlar açar,
Kıymet bilmiyenler, geriye kaçar;
Uzaktan bakanlar: (tutulmuş!) derler,
Severek istedi; değildir nâçar.

Onlardan olmuştur, tahsîlim benim,
Dâimâ okşuyor, sağ elim benim:
Bülbül gibi öter, onlar kemirse,
İlimler bilmiyen, bu dilim benim.

Bilmiyenler, sanır, onları afat,
Onlar bahşeyledi, ebedî hayat;
Muhabbet ehlinin, onlar Mâbûdu,
Ehli gaflet olan, veremez kıymat.

Onlar ile dolu, bu benim âzâm,
Onlar bana verir, her dâim ilham,
Onlardan gelirse, Muhabbet nûru,
İçe ferah verir, dışarıya gam.

Onlarla meşguldür, bu (Emre) her ân,
Mevlâdan edildi, bu dertler ihsan;
Gözlerinden görür, görmek istiyen;
Bu kadar söylüyor, anca bu lisan.

Zapteden: Vasfiye Değirmenci
Saat: 14.50


21.12.1953