Gelirse Yâr’ın kokusu,

Âşık istemez şeref,
Her gördüğün bütün Nakkaş.

Gelirse Yâr’ın kokusu,
Gelmez alanın uykusu,
Kimseden olmaz korkusu
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

O kokuya canı atar,
Her yanları nura batar,
Hasmı kendisinden korkar,
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Koku benzer yâsemine,
Âşık alır döne döne
Kim alırsa düşer öne.
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Âşıklara olur kısmet,
Kısmet olan oluyor mest;
Belli olur ona (elest)…
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Kim ki alırsa, ayılmaz,
Yokluğun adı sayılmaz;
Her yandan taş gelse, yılmaz,
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Âşık olan olmaz iflah,
İflah olsa bulmaz felâh…
Böyle emreylemiş İlâh…
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Âşık olan, olmuş rıza… (1)
Kanlar leke yapmaz buza;
(Anka) yuva yapar uza, (2)
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Uz duranlarda gizlenir,
Tâ ezelden böyle denir;
Görmek için zordur tedbir…
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Kırk günde bir kere öter,
Duyan yanar, duman tüter,
Akar yüzünden kanlı ter,
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Gören gözde olur nişan,
Bilmiyen, sanır perişan…
Dost iline, o verir şan…
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

Ün ediyor o her yana,
(Emre) dinler yana yana,
Dolmuştur iki cihana,
Hak aşkına düşenlerin,
Ateşinde pişenlerin.

30.10.942


(1) “Razı olmuş” yerinde kullanılmıştır.
(2) Uz = Sükûtu ihtiyar eden kimse.