ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri

70 kayıt bulunmakta ve her sayfada 15'er 15'er listelenmektedir.

61-)  12 Temmuz 1954 | Sayı: 103

1 / 1/ 1954 tarihinde zaptedilmiş olan konuşmalardan notlar:

S. – Dünyanın altında ruhlar var diyorlar: En altta hava, havanın üstünde deniz, denizin üstünde balık, balığın üstünde öküz, öküzün üstünde dünya. Buna ne dersiniz?

Emre – Dünyanın altında öküz varmış öyle mi? Fena öyleyse... Dünyanın altında kalırsak öküz olurmuşuz. İnsan olan, ayaklarının üstündedir; dünya insanın ayakları altındadır. Dünyadan maksat, mal-mülk, para, kadın diyorlar ama, eğer bunlar bizi mahkûm ediyorsa dünyadır; etmiyorsa, dünya değildir... Hz. Muhammed: (Malınız, evlâdınız, karınız sizin düşmanınızdı... [devamı]

62-)  26 Temmuz 1954 | Sayı: 104

Geçen sayıdaki (Ümmîlik) mevzuu ile ilgili konuşmayla, muhtelif tarihlerde yapılmış konuşmalardan bazı küçük notlar:

S. – Ümmî ne demektir?

Emre – Bâkir, tertemiz, fakat her şeyi câmi bir aklın sahibi demektir. Zuhûr edecek hâli bekler. Ümmî, altuna benzer. Altun, her mâdende mevcut olduğu gibi, altunda da birçok mâdenler vardır. O mâdenleri altundan ateşle çıkarırlar. Altun bütün mâdenlerin anası olduğu gibi, ümmîlik de bütün hâllerin câmiidir. Lügat mânâsı “okuma-yazma bilmeyen” demektir.

S. – Ümmîlik, pratiklik demek gibi bir şey.

[devamı]

63-)  09 Ağustos 1954 | Sayı: 105

Geçen sayıdaki (Ümmîlik) mevzuu ile ilgili konuşmayla, muhtelif tarihlerde yapılmış konuşmalardan küçük notlar:

S. – Kur’ân’da iki denizden bahsediliyor, biri acı, biri tatlı imiş; bunlar nedir?

Emre  –  “Gülerek”, biri sen, biri ben, karıştık mı tamam. Meselâ: fücûratla takvâ. Aklımızda gezdiriyoruz bunları, birbirlerine karışıyor mu?

Onun için Kur’ân’da : (Birbirlerine karışmaz, aralarında perde var!) diyor. İkisinin ortası belâ-yı berzah, belâ (Lâilahe) der de, (illallah) diyemezsen olur berzah. Bir taraf îmân, bir taraf küfür.

... [devamı]

64-)  23 Ağustos 1954 | Sayı: 106

Emre – Biz alay, istihzâ, göz kırpmak bilmeyiz. Gönül kırar böye şeyler. Ağzımızdan çıkan söz, inbikten çıkar gibi olmalı. Başkalarıyla alay edip eğlenmek isteyenler benimle alay etsinler; zaten kiminle alay ediyorsa, benimle alay ediyor demektir. Benim gönlüm kırılmaz.

Seferberlik’te Süleyman Emmi isminde ak sakallı bir berber vardı. İhtiyarları sevdiğim için, onunla çok konuşurdum. Çok padişah traş etmiş... Kendisine Sülüyman Baba derlerdi; Bektâşi miydi neydi... Diri bir adamdı. Gözü de görürdü ki, müşterilerini tıraş ederdi. Birgün o anlattı:

- Bir mektebin önünde fakîr bir arap vardı. Ar... [devamı]

65-)  06 Eylül 1954 | Sayı: 107

S. – Bağdaki kuyuya kedi düştüğünü zannettiğimiz gün, içtiğimiz sular bize hep kokuyor gelmişti; hâlbuki kedi filân düşmemiş.

Emre – O koku hâli içimizde var. Kedi kuyuya değil, bizim içimizdeki kuyuya düşüp, bizim içimizi karıştırınca kokusu yüze çıkıyor. İnsanın içinde her şey var.

***

S. – Biz mi geçiyoruz, zaman mı?

Emre – Zamanın içinden biz geçiyoruz. Zaman, olduğu yerde duruyor. Arka tarafı unutmayınca ileriye doğru adım atamayız. Senin karnın açken baban, deden zenginmiş, bundan sana ne?

Mâziyi unutup... [devamı]

66-)  20 Eylül 1954 | Sayı: 108

Emre – Her şeyin dışı, kabuğudur. Kabuksa, hayvanlara aittir. Nefis de bir hayvandır; onun için her şeyin dışını görür. Her vakit içe bakmalı.

***

S. – Bu Emre’ye dünya işlerini sormamalı: Kim ne derse, peki diyor.

Emre – Doğru söylüyor; bu kabahatim büyük.

***

S. – Vakit geçti. Suallerimizle sizi yorduk. Sizi uykusuz koymayalım?

Emre – Yok efendim, (ben)i uykusuz koyun da uzandırın.

***

S. – Babanızı rüyada görür m... [devamı]

67-)  04 Ekim 1954 | Sayı: 109

S. – Sıbğa nedir? (1)

Emre – Sıbğa, vücut, madde boyası değil, hâl, ahlâk boyasıdır. Yani sıbğa şişenin içindeki rakı gibidir.

Kendi boyamızı atmadıkça, altından Allah’ın boyası çıkmaz. Hayvan, kendi boyasını, ahlâkını atamaz. İnsan insanlaştıkça, idrâk sahibi olur ve kötü boyalarını atar, temizler. Bunun için de kendi aklını “Akl-ı Küll”e teslîm edecek. Bir de bakacak ki kendi yokmuş... Kendi boyası zaten benliğidir.

( 1 ) Sıbğa=boya. Sıbğatullah=Allah’ın boyası.

***

Emre – İnsanların irâdesini yıkmaya... [devamı]

68-)  18 Ekim 1954 | Sayı: 110

Bu sayıda; okuyuculara tarihi tesbit edilememiş bir konuşmanın notları veriliyor:

Emre – Hâlimizi gizlememiz lâzım ama, gizlenmiyor… Şimdi, şöyle böyle dediklerine bakma; biz bu âlemden gittikten sonra bu hâle ve bu doğuşlara çok kıymet verirler. Çünkü hâlimiz, halkın bildiği, aklın idrâk ettiği gibi değil. Tasavvuf insanı öyle bir yere götürür ki, insan, o âlemi gidip görmeden, oranın ahvâlini bilemez, anlayamaz. Onun içindir ki bazı kimseler bize “dînsiz” diyor. Hâlbuki biz mükemmel dîndârız. Lâkin dînimiz dâr değil. Bilâkis, her dîn bizim dînimiz.

İnsan bu yolda yürürken öyle bir âlem... [devamı]

69-)  01 Kasım 1954 | Sayı: 111

Emre’nin konuşmalarından küçük notlar ve nükteler:

S. – Herhangi bir parti ile alâkanız var mı?

Emre – Hayır. Biz “Parti” değil, Küll’üz.

***

S. – İlâhi ağıt neden olur?

Emre – İnsan “Aşk” hazinesinden yaralanır. Ondan ağlar… “Aşk ağlatır, dert söyletir” derler ya…

Hz. Muhammed de böyle ağlarmış. Kendisine “Niçin böyle çok ağlayıp az gülüyorsun?” demişler; onlara şu cevabı vermiş: “Benim bildiğimi bilseydiniz, siz de çok ağlar, az gülerd... [devamı]

70-)  15 Kasım 1954 | Sayı: 112

Emre – İpek böceği, kendisini koza içine hapseder, onun içinde büyür; insan da kendi kendini, (nefsin arzularından ördüğü bir koza) içine hapseder. Nefis kozasını delmeden kurtuluş yok.

İpek kozası ile nefis kozasının birbirine benzeyişlerinin hikmetini anlatmak için “Her ne var ki âlemde, örneği var âdemde!” demişler; fakat “Her ne var ki âdemde, örneği var âlemde” deselerdi daha doğru olurdu; çünkü asıl ve esas olan şey, “âlem” değil, “âdem”dir. Her şey âdemden, yani insandan çıkıyor. (*)

Bütün icatları, bilerek bilmeyerek, insan meydana çıkarıyor. R... [devamı]



[ Sayfa : 1 2 3 4 5 ]

İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 14.12.2017
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET