ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri

70 kayıt bulunmakta ve her sayfada 15'er 15'er listelenmektedir.

46-)  14 Aralık 1953 | Sayı: 88

28/9/952 de yapılan konuşmanın notları: Bu sohbete “A’mâk-ı Hayal” adlı kitapta geçen “Nokta-Elif” meselesi vesile olmuştur.

Emre – “Nokta” “Elif” olunca, diğer harfler Elif’in, yani Allah’ın altında kalır. Elif, nutkun başıdır. Sükût ederken “Nokta” olur, “Nokta” ile beraber olur. Nokta’nın, bilinmek için harfe ihtiyacı var. Nokta ile ne değişiklikler yapar… “Hâ”ya bir nokta korsun, “Hı” olur. Ama “Elif”in noktaya bile ihtiyacı yok. Elif başlar nutka. İçimizde ne varsa o harfl... [devamı]

47-)  28 Aralık 1953 | Sayı: 89

Bu sayımızda okuyucularımıza 15-9-952 de yapılmış bir doğuş şerhini veriyoruz. Bay Emre tarafından şerh edilen o doğuş şudur; Kitap I; Doğuş: 174

Âşık isen, aklında kir gezdirme,
Gezdirip de aşkı senden bezdirme,
Ârif isen, kimselere sezdirme;
Sezdirirsen sana lâzımdır dayak.

Hak ilmini cahile haber verme,
Kâmil isen kimseyi ayrı görme,
Dosta kavuş; bilmeyene gösterme;
Hak gözünü al da sen yüzüne bak.(1)

Âşık isen, kimseleri sen yerme,
Parmağından yüzüğünü yitirme, (2)
Suyun azsa içirip de bitirme,
İlmin gider, sonra olursun ahmak.

Se... [devamı]

48-)  11 Ocak 1954 | Sayı: 90

Aşağıdaki sohbet; 7.5.1952 de Bay Emre’nin torunları Kutay’la Taptık’ın sünnetlerinde olmuştu. Söz, peygamberimizin hadîslerinden açılmıştı. Bay Emre bu konuda şunları söyledi:

Emre – Peygamberimizin hadîsleri, “kelime, söz” şişesi içine konmuş “mânâ” esansına benzer. Biz bu mânâ esansı şişesini elimize almışız, dönderip aktarıyoruz, fakat bir türlü esansı şişeden çıkarıp da üstümüze süremiyoruz, istifâde edemiyoruz. Peygamberimizin ne kadar hadîsi kitaplar, ciltler halinde toplandı… Birçok hadîsleri de şundan bundan işitip duruyoruz. Bunlardan bir şey anlamazsak,... [devamı]

49-)  25 Ocak 1954 | Sayı: 91

22.6.952 de zaptedilmiş bir sohbetten notlar:

Sual – “Köpek olan yere melâike girmez” derler, doğru mu?

Emre – Söz doğru da, bizim anlayışımız yanlış. Hz. Ali’nin bir sözü var: “Dünya bir cîfedir, ona tâlib olan da kelp” diyor. Bu köpek, “nefis”tir. Melek dediği şey de “mânevî ve ilâhî hâl”dir. O sözle, “içimizde nefis köpeği varken, ilâhî hâl bizi istilâ etmez” demek istemişler.

Bu sözün iç tarafı; gelelim dış tarafına:

Köpek pis bir hayvandır; sası sası kokar. Ne ki kokuyor, canlıdı... [devamı]

50-)  8 Şubat 1954 | Sayı: 92

16.1.1954 te zaptedilmiş sohbetten notlar:

Söz, Âdem’den, insan vücudundan, meleklerden, bilhassa Azrâilden açılmıştı. Bay Emre bu mevzuda şunları söyledi:

Emre- Allah meleklere: (Ben Âdem’i yaratacağım; hadi gidin, bana “yedi denizin ortasındaki ada’dan bir avuç toprak getirin!” diyor… Önce Cebrâil gidiyor o adaya. Oradan bir avuç toprak alırken ada: “Aman! Sakın, beni ekleme, benden toprak alıp götürürsen, Allah o topraktan insanlar yapacak. Bu insanların başına ne felâketler gelecek… Onlarla beraber ben de ızdırâb çekeceğim. Allah aşkına beni rahat bırak” ... [devamı]

51-)  22 Şubat 1954 | Sayı: 93

9.5.1954 te zaptedilmiş notlardan:

Sual – Mucize, kerâmet, fakîrizm, ispiritizm hususlarında neler düşünüyorsunuz? Var mıdır bu gibi şeyler?

Emre – Vardır. İlâhî ilim rüsuh bulup “hâl”e inkılâb ederken kerâmet gibi hâller tecellî eder. Bunları yapan şey îmândır. Îmân aklın fevkinde bir şeydir. Îmân olmazsa akıl bir şey yapamaz. Sanat îmânı olmayan bir insan sanâtkâr, olamaz. Mucize, kerâmet gösterenler de bir kudrete îmân ederek ve ona sığınarak yapıyorlar bu işi. Mucizeyi yapan kendileri değil, o (Kudret)tir. Onlar sadece aradan çıkıp irâdelerini o (Kudret)e teslim edi... [devamı]

52-)  8 Mart 1954 | Sayı: 94

Sual – Bazı bazı oluyor.

Emre – Beşer hâli. İçinden çıkacağız. Derdini saklayan, doktordan istifâde edemez. Allah “beni zikr edin!” diyor; zikretmek, ona derdimizi anlatmaktır.

Allah bizi çağırıp duruyor. Kur’ân’da (Beni zikredin!) diyor. “Zikir” boyuna “Allah! Allah!” demek değil, bizi çağırana, yani Allah’a derdimizi anlatmaktır. Bir hasta doktora derdini anlatmadan sadece “doktor! doktor!” diye hitap etse, doktor onu tedavi edebilir mi?

Sual – İnsan bazen şüphelere düşüyor.

[devamı]

53-)  22 Mart 1954 | Sayı: 95

Geçen sayıdaki sohbetin devamıdır:

Emre – Velhasıl yol, muhabbetten geçiyor. Amma ne kadar emeği var… Hiçbiri de diğerine benzemez; birbirinin yerini alamaz. Soba sevgisi ayrı, maşa sevgisi ayrı; birbirine karışırsa velvele kopar. Fakat hepsinin fevkinde Allah sevgisi olması lâzım.

Sual – O sevgiyi eşyada mı görelim?

Emre – Hayır, eşyayı tamamen unut. Eşya biter, tükenir mi? Eşya, “esmâ” değil mi? Bizi “esmâ” kurtaramaz, “müsemma” kurtarır. Biz hep “esmâ”dan kurtulmaya çalışıyoruz ya... Fakat ancak “Müse... [devamı]

54-)  5 Nisan 1954 | Sayı: 96

Geçen sayıdaki sohbetin devamıdır:

Allah’a götüren mürebbî, Rab’dır, bunlar da Peygamberler ve evliyâullahtır. Sizin çocuğun, Turan’ın ilim mürebbîsi olmasaydı çocuk, kalemin, defterin, yazının ne olduğunu bilebilir miydi? Bir talebe, mualliminin, mürebbîsinin ismini ne kadar anar, onu gönlünde ne kadar taşırsa, onun bildiğini o kadar bilir. Sevgi yoluyla olur bu iş. Bir öğretmen de talebesini evlâdından fazla sevmezse bilgisini talebesine veremez, öğretmenden geçen cereyan geçmez çünkü. Teller arasında fasıla kalırsa cereyan geçer mi? Bu da aynen böyledir. Kur’ân’ın dediği şey, sevgidir. Ben mü... [devamı]

55-)  19 Nisan 1954 | Sayı: 97

Geçen sayıdaki sohbetin devamıdır:

Emre – Adam Hoca’ya çatmış amma, Hoca ona uymamış (Peki aslanım, senin dediğin gibi olsun...) demiş. Biz de Nasreddin Hoca gibi: (Bize söğen bu adam, herhalde köpek ahlâkına bürünmüş.) diye düşünür ve (Geç yiğidim, geç!) deriz. Esasen, bizde köpeklik ahlâkı yoksa, bize söğen adama aynı tarzda cevap veremeyiz; içimizde bir köpek varsa, elbetteki ona onun diliyle cevap veririz.

Sual – Peki, oğluma: (Oğlum Turan! Al şu sepeti ekmek getir.) desem, o da getirmese, yine: (Ben âcizim) deyip ona emir vermekten vaz mı geçmeliyim?

Emre... [devamı]

56-)  3 Mayıs 1954 | Sayı: 98

19.2.1954 de zaptedilmiş sohbet notları:

Bu konuşmada, bir vesile ile kadın-erkek münasebetlerinden bahsedilmişti. Bay Emre bu münasebetle şunları söyledi:

Emre – Allah erkeğe bir gurur vermiş ki kadını idare etsin diye. Erkek kadına tâbi olursa, dünya tersine döner. Evliyâullah’da bile bir erkeklik gururu vardır ve olmalıdır.

Sözü, haksızdan alıp da meydana koymak lâzım. Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. Herhangi bir kimseyi hakkımızda kötü söyletiyorsak, kabahat bizdedir; o sözü biz söylüyoruz demektir.

Birine (sırrımı sakla!) diyorsan, o sır... [devamı]

57-)  17 Mayıs 1954 | Sayı: 99

29.3.1954 te bir nikâh merasiminden sonra Bay Emre şunları söylemişti:

Emre – Eski evlilikte çocuklarına alacakları kızı ana-baba beğenirdi. Şimdi gençler birbirlerini beğeniyorlar. O iyi değildi; bu iyi. Nerede bulunuyorsak, o zamanın hâli iyi. Zaman sele benzer: Akar, gider, arkasını kuru bırakır. Zamana uymamak irticâdır, taassuptur, hatadır, günahtır. Mutaassıp adamlar: (Vay, kadınlar niye dudakları boyalı geziyorlar?) deyip duruyorlar. Sürme, siyah boya sünnet olur da, kırmızı boya niye sünnet olmasın? Sünnetin mânâsı ne?

- Sünnet Arapçada “kanûn” mânâsına geliyor. Kur’ân&rsq... [devamı]

58-)  31 Mayıs 1954 | Sayı: 100

13.3.1954 tarihinde yapılmış bir konuşmadan zaptedilmiş notlar:

Sual – “Gülşen-i Râz” adlı eserde şöyle bir söz var:

(Ne bilgisizdir akla uyan adam... Ovaya düşmüş, ortalığı aydınlatan parlak güneşi mumla aramakta!); bunu izah eder misiniz?

Emre – Mumu söndürsün ki güneş meydana çıksın. Mum, kendisidir; kendisinden vazgeçsin güneş zaten meydanda. Şairin biri (Kimsenin kimseden yoktur haberi.) diyor. “Kimselik” oratadan kalktıktan sonra insanın haberi olur. Kimseliğinden vazgeçmeyen, bilemez. Her şey bir derinin içine saklıdır. “Kimselik”... [devamı]

59-)  14 Haziran 1954 | Sayı: 101

23.2.1954 tarihinde yapılmış bir konuşmadan zaptedilmiş notlar:

S. – Bir doğuşta “Maşrıkın güneşi magripten doğmuş” deniliyor; bunu izâh eder misiniz?

Emre – “Kelâm-ı Kibâr” mıdır, hadîs midir, bir söz derler. Halk da zanneder ki, bu güneş doğacak... Hâlbuki mânevî güneş, ilim güneşi doğacak, “Garp”tan. Doğmuştur bile. Avrupa’ya bak, ne kadar ileri gitti... Zaman gelir ki mânevî güneşi bile bize onlar anlatacak. Çünkü biz birbirimize inanmıyoruz.

S. – Mehdî kimdir?

Emre – “Mehdî&rdquo... [devamı]

60-)  28 Haziran 1954 | Sayı: 102

Geçen sayıdaki sohbetin devamı:

Emre – Şimdi benlik ölüyor da, onun için böyle söylüyorsunuz. Bu büyük bir devlet değil midir? O “Büyük Kudret” “Ben’im!” desin.

Bizim ağzımızdan “Ben şöyleyim! Ben böyleyim!” diyen, biz değiliz, o “Kudret”tir. “Doğuşları” asıl “Benlik Sahibi” söylüyor... O doğuşlarda acze dair sözler benim, gerisi o “Kudret”indir. O ise her şeyi söyleyebilir. Biz doğuşları söyleyip kendimize geldikten sonra eksik yerleri tümleyemiyoruz bile. Yine o “Kudret”e bitişmeye, yapışmaya çalış... [devamı]



[ Sayfa : 1 2 3 4 5 ]

İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 14.12.2017
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET