ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri

70 kayıt bulunmakta ve her sayfada 15'er 15'er listelenmektedir.

31-)  18 Mayıs 1953 | Sayı: 73

Sual – Allah’ın, kullarını imtihan ettiğinden bahsederler. Ne lüzum var bu imtihana?

Emre – Allah’ın kulunu imtihan edişi, o kula kendi hâlini bildirmek içindir. Kullar, yani insanlar çocuk gibidirler; kendi hâllerini bilmezler. Allah, herhangi bir hadise ile kuluna, içinde bulunduğu hâli bildirir. Meselâ kumara müptelâ ise, ona daha fazla kaybettirir, müşkül bir duruma düşürür; belki dayak da yedirir. Allah’ın maksadı, bu kulunu o iptilâdan vazgeçirmektir. Kul bu imtihanı kazanırsa, yani başına gelen felâketten ibret alabilirse, Allah’ın lûtfuna mazhar olur, zevke ... [devamı]

32-)  1 Haziran 1953 | Sayı: 74

Sual – Diğer peygamberler “Vahdet” üzerinde yürümediler mi?

Emre – Eserleri meydanda. Kitapları, kendi hâllerinin ifadesidir. İncil ve Tevrat, hakîkati Kur’ân gibi anlatabiliyor mu? Onlar “Tevhîd”i anlamamışlar ki anlatsınlar. Mâmâfih onlar da “Tevhîd” binasının yükselmesine çalışmışlardır. Biri, bu binanın, meselâ temelini atmış; öbürü gelmiş duvarı birkaç metre yükseltmiştir. Îsâ’yı, Mûsâ’yı, Mustafâ’yı ortadan kaldırırsak, binayı yapan “Bir”dir. Onlar gitti, fakat Allah bâki. Yarın bu âlemden biz de gideceğiz; lâkin... [devamı]

33-)  17 Haziran 1953 | Sayı: 75

Sohbette bulunanlardan bir zât:

- Bu ne kadar lûtuf. Tövbeyi yüz defa bozanı bile reddetmiyor, deyince Emre: 

- Af, şimdi adede ve rakkama tâbi değil; nâmütenahi suç eylesek yine affeder. 

Sual – Mevlânâ “Ney”le ne kastediyor?

Emre – İnsan ne yaparsa kendine benzetmeye çalışır. Model, kendisidir. “Ney”i yapan, insan olduğu için, onu da kendisine benzetmeye çalışır. Bakın ney dokuz deliklidir. İnsanda da esaslı olarak dokuz delik vardır. Yedisi başımızda, ikisi de vücudumuzdadır. Madem herkes yaptığını kendin... [devamı]

34-)  1 Temmuz 1953 | Sayı: 76

Söz, dünya ihtiyaçlarından açılmıştı. Dünya işleriyle uğraşmanın din ve tasavvuf hükümlerine aykırı olup olmadığı soruldu. Emre şu cevabı verdi:

Emre – Kur’ân, yani Allah, “İnsan” için “Ahsen-i takvim” diyor. “Takvim”in mânâsı nedir?

- “Eğri bir şeyi doğrultmak” demektir.

Emre – Demek ki, “Ahsen-i takvim” olan insanda hiçbir eğrilik ve hiçbir eksiklik, noksanlık olmamalıdır. Yani insan, her bakımdan tam ve noksansız olmalıdır. Şu halde, insan, gerek maddî, gerek mânevî hayatının önünü de, a... [devamı]

35-)  13 Temmuz 1953 | Sayı: 77

Konuşmada bulunanlardan bir zât şöyle dedi:

- Sizi hiç tanımadıkları halde, hakkınızda çok fena şeyler söylüyorlar. Hâlbuki Allah ve Peygamber: “Gıybet, dedikodu etmeyin!”; hattâ “Tecessüs bile etmeyin”; “Gıybet etmek, ölü kardeşinin etini yemek gibidir” diyorlar.

Diğer bir zât da:

- Ayşe, ortaklarından biri için “boyu kısa” demiş de, Hz. Muhammed: (Bu söz koca bir denizi bile kokutur.) demiş.

diyerek ilk konuşanı te’yid ve tasdik etti. Bunun üzerine Emre şunları söyledi:

Emre – Kime &ldqu... [devamı]

36-)  27 Temmuz 1953 | Sayı: 78

Emre – İrâdesizlik çok fena. Madem Allah: (Ben görülür, bilinirim) diyor, öyleyse biz de Allah’ın, Muhammed’in hakîkatini öğrenmeye çalışırız. Bunun için de günâh korkusunu atmak lâzımdır. Allah’ın, Muhammed’in hakîkatini araştırmak, ne günâh, ne de küfürdür. “Küfür”ün lügat mânâsı, “örtmek” ve “karanlık” demektir. Asıl bu meseleleri araştırmazsak karanlıkta kalırız. Hakîkatin örtüsünü kaldırmalıyız ki altındaki meydana çıksın.

Gece ve karanlık, ancak bizim içindir. Güneş için gece tasavvur olunabilir mi? Ona yüzünü dönenler, onun gibi parlarlar. ... [devamı]

37-)  10 Ağustos 1953 | Sayı: 79

Sual – Sizi İslâmiyete ve şeriat kanunlarına aykırı hareket etmekle itham ediyorlar.

Emre – Ben ne vakit namaza başladığımı hatırlamıyorum; yani o kadar küçük yaşta başladım namaza. Dokuz yaşımda hayat mücadelesine atıldım. Usta Şükrü’nün yanında nalbant çıraklığı yapardım. Bu yaşta ramazanda oruç da tutardım. Oruçlu oruçlu, hayvanların ayağını tutarken bayılırmışım. Ustam, ayıltmak için başıma su dökermiş.

İş için bir yere gönderirlerdi. Yolum bir câmiden geçiyorsa câminin her penceresinin önünde üç İhlâs, bir Fâtiha okur, evvelâ Hz. Muhammed’in, sonra diğer peygamberl... [devamı]

38-)  24 Ağustos 1953 | Sayı: 80

Sohbette bulunanlardan bir zât, Mevlânâ’nın, bir rubâide: (Bizim yerimiz küfrün de îmânın da dışında olan bir sahadır.) dediğini söyleyince, Emre o sözü şöyle izâh etti:

Emre – Küfür; o küfrü bilip ondan çekinmek için lâzım. Din, îmân da yürümek için lâzım. Bu yürüyüş insanları aşk âlemine götürür. Aşk’a düşenler için bunların ikisinin de lüzumu yok. Din, îmân, küfür; bunlar hep aklın işidir. Aklımız başımızdaysa hem îmânı, hem de küfrü bilmek lâzım. Aşk istilâ ettikten sonra ikisi de gider. Çünkü bir tahtta iki sultan oturamaz.

Bunun içindir ki aşk’a bürünmüş olarak çıkan sözleri... [devamı]

39-)  7 Eylül 1953 | Sayı: 81

Emre – Yalanın bulunduğu yer, daimî bir cehennemdir. Bulunmadığı yer de cennet. Yani yalan arzusu kalmayan gönül cennettir. Fakat yalandan kurtulmak kolay değildir tabii. Bu insanlık idrâkine ulaşan bir kimsenin benliğinin, hüviyyetinin yalan tahtaları yanar, kül olur. Bu küller sonra yakut, zümrüt, mercan olur. Bunlar yalanın nedâmetidir. Yalan, bütün kabâhatlerin anasıdır; kîn doğurur, kibir doğurur, haset doğurur. Bütün kötülükler yalanın çocuklarıdır. Kabâhat yapacak olan kimse, evvelâ yalanı hazırlar; belki sorarlar diye. Böylece yapacağı suça yalandan bir elbise giydirir. Kabâhati gûya o elbisenin altına sak... [devamı]

40-)  21 Eylül 1953 | Sayı: 82

Avukat Bey, hayvanların, etleri yenmek üzere insanlar tarafından kesilmesinin çok feci bir şey olduğunu söyleyince Bay Emre şu mütâlaada bulundu:

Emre – Allah’ın birçok sıfatları insanlardan tecellî eder. Allah’ın “Rahîm” sıfatına mazhar olanlar, hayvanları kesemezler. Şeriat, kurban kesmeyi erkeğe tahsis etmiştir. Bunun da sebebi erkeğin bu hususta daha cesaretli oluşudur. Bu cesaret ve bilhassa erkek kuvveti hayvanın fazla ıstırâb çekmeden kesilmesini mümkün kılar.

Herkes bu işi yapamaz. Bazı insanlar hayvan kesemezler, bazı kimseler acımadan kesebilirler. Herşey yerli yer... [devamı]

41-)  5 Ekim 1953 | Sayı: 83

Konuşma esnasında, bir aralık, söz, hayvanları kesme, öldürme dolayısıyla merhamete intikal etti. Bay İsmail Emre, merhametin yerinde gösterilmesine işaret ederek şunları söyledi:

Emre – Hz. Muhammed (Küllü muzırrın yuktel), yani (bütün zararlı olan şeyler öldürülmelidir!) demiş. Hâlbuki kebapçılar, kasaplar eskiden simsiyah, sinekti. Her yemekte birkaç sinek yerdik. Demek ki Muhammed’in yukarıdaki sözünü duymuyorduk. Avrupalılar duydular, anladılar, bize de anlatıyorlar.

Mikroskobu keşfettiler. Bu sayede bir sineğin bir kaplandan daha yırtıcı olduğunu anladılar. Gördüler ki, sinek, bir freng... [devamı]

42-)  19 Ekim 1953 | Sayı: 84

Birgün ölüm üzerine, konuşuluyordu. Bu mevzuda Bay Emre şunları söyledi:

Emre – Tabiatın iyi ahlâklarıyla ahlâklanan insanlar ölürken ekseriya yeşillikler, ağaçlar görürler. Hz. Muhammed (küllü şey’in yerci ilâ aslihi: Her şey aslına döner) demiyor mu? Tabiat ahlâkları da aslı yeşil olan tabiata dönerken yeşillikler görülür. Herşeyin aslı yeşildir. Türlü renkteki çiçekler aslında, yani topraktan ilk çıkışında yeşil bir ottur. Hangi boyanın aslı yeşil değil ki?..

Bazı insanlar da aklen ve kalben bağlandıkları yere giderler, yani canlarını ona teslim ederler. Ondan başka herşey ölüdür. Bir doğu... [devamı]

43-)  2 Kasım 1953 | Sayı: 85

25. 10. 1953 pazar günü söz dûa bahsine intikal etti. Bay Emre bu mevzuda şunları söyledi:

Emre – Duâ, sevginin ifadesidir. Bu hâlin evveli, âhiri, ibâdeti, itâati sevgidir. İnsanı Allah’a ancak sevgi götürür. Şeyhlerin ve hocaların duâsı gibi duâya kulak vermemeli. Duâ’nın mânâsı nedir?

- Çağırmak, davet etmek.

Emre – Bizim çağırmamızı bir tarafa bırak, Allah bizi çağırıp duruyor.

Sual – Fakat boş plâk gramofonda ses vermiyor.

Emre – Biz plâk olmayı kabul ettikten sonra, Allah mutlaka o plâğı kendi sesiyle dold... [devamı]

44-)  16 Kasım 1953 | Sayı: 86

Sayın Doçent Cahit Tanyol’la olan konuşmanın, zaptedilebilen notları:

Bay Emre, Tasavvufun, bizi bütün insanları sevmeğe götüren bir yol olduğunu söyleyince sayın          
Doçent şu mütalâada bulundu:

- Fakat insanları sevmek kolay birşey değil.

Emre – Evet, bir insanda kâinatta mevcut bütün şeyler mevcut olduğu gibi, bütün mahlûkâtın ahlâkı da mevcuttur. İnsanda bu sıfatlar bulundukça, hakîki sevgi zuhûr edemez. Bu ahlâkları silkeleyip tek meşrep olanlar birbirlerini sevebiliyorlar.

Sual – Nefret nerden doğuyor?

Emre  –  Bu köt... [devamı]

45-)  30 Kasım 1953 | Sayı: 87

Emre – Bir devre gelir ki ölüm yok. Fakat akıl bunu anlamaz, “Peki ölüm yok da babam, anam nereye gitti? diye sorar. Böyle bir sualin cevabı yoktur. Soranın anlayışına hâil olan şey, sorgusudur. Bu hâl, Mûsâ’nın Allah’a: “Seni göreyim!” demesine benzer. Allah da “Sen beni göremezsin!” diye cevap veriyor. Mûsâ’nın görgüsüne hâil olan şey, sorgusudur. Hâlbuki insanda herşey mevcuttur. Mûsâ da, Muhammed de. Onların isimleri ağzımızda söyleniyor. İyice murâbıt olsak, hâlleri tecellî edecek ama…

Avrupalılar ilim yolundan bize doğru geliyorlar. Bu hâlin ilerlemesine... [devamı]



[ Sayfa : 1 2 3 4 5 ]

İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 14.12.2017
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET