ANA SAYFA  |   İLETİŞİM   |   İNDİR  |  ENGLISH 
 


İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri

70 kayıt bulunmakta ve her sayfada 15'er 15'er listelenmektedir.

16-)  6 Ekim 1952 | Sayı: 57

Sual – Hz. Muhammed’in şöyle bir hadîsi var: (Ali’nin yüzüne bakmak ibâdettir.) doğru değil mi?

Cevap – Doğrudur. Ali’yi çok sevdiğinden öyle söylemiş. Farkları kalmamış; ha Muhammed’in yüzü, ha Ali’nin yüzü. İkisini de bir tarafa bırakırsak, onları öğen Kudret’in bir olduğunu görürüz. Hz. Muhammed: (Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır.) diyor.

Sual – Buyurduğunuz doğrudur: Ali Muhammed’in getirdiği İslâmiyet’i kuvvetlendirmek için çok çalışmış, uğraşmış.

Cevap – Evet, birbirleri için çalışmışla... [devamı]

17-)  20 Ekim 1952 | Sayı: 58

Ankara İlâhiyat Fakültesi profesörlerinden Bay Yusuf Ziya Yörükân talebesi İbrahim Agâh Çubukçu’ya Emre’nin hayatını ve fikirlerini tetkik etmek gibi canlı bir mevzu vermiştir. Bunun içindir ki profesörden bir hafta sonra da talebesi İbrahim Çubukçu Adana’ya gelerek Emre ile konuşmalar yapmıştır. Bay İbrahim Çubukçu, profesöründen Emre’yi marûz kaldığı muhalefet cephesinden de tetkik etmek direktifini aldığı için kendisine, Emre’ye şimdiye kadar yapılmış itirazları ve hücumları ihtiva eden bütün yazılar da tarafımızdan verilmiştir. Muhterem Profesörle olan mülâkat bittikten sonra okuyucularımıza Bay Çu... [devamı]

18-)  3 Kasım 1952 | Sayı: 59

Prof. – Kur’ân’da, hangi dinden olursa olsun, doğru yolu tutup hayırlı işler işleyenlerin, muratlarına ereceklerini yani kurtulacaklarını bildiren âyetler var. Diğer bir âyette de “Allah, din olarak yalnız İslâmlığı kabul etmiştir.” deniliyor; buna ne dersiniz?

Cevap – Din, Allah’a giden bir yol değil mi? Hıristiyanlık, Mûsevîlik ve diğer bütün dinler bu yolun birer menzili, birer merhalesidir. Yürüdüğümüz bir yolun ucunda veya ortasında kalmak azâptır. Bizim dinimiz, öbür dinlerin merhalelerini geçtikten sonra ulaşılabilen bir dindir. Dinimizin ismi “İsl... [devamı]

19-)  17 Kasım 1952 | Sayı: 60

Geçen sayıdaki suale verilen cevabın devamı:

Emre – Yazıcızâde de (Muhammediyye’nin 253 üncü sahifesinde (Onu ancak dön namazını kılanlar bileler.) diyor. Muhammed’i “Dön namazı”nı kılanlar bilebilir. Muhammed hiç ölür mü? O, ebedî ve ezelî olarak diridir. Bir (Doğuş)da şöyle deniliyor: Kitap 1-Doğuş 910. Son dörtlük:

Gönülde bin Muhammed var,
Durmaz gezer, ümmet arar,
(Emre), aşikâr eyleme:
Ham görene olur zarar.

Muhammed ölmediği gibi, hiçbir şey de ölmez. Bizim hâlimiz de ebedî ve ezelî olan bir hâldir. Bir hâl gelir, bakarız kimse yok; ... [devamı]

20-)  1 Aralık 1952 | Sayı: 61

Emre – İnsanların aklı kaypaktır; mutasavvıfların aklı kaymaz; çünkü korkuları yok. Onlar korku denen şeyin boş olduğunu anlamışlardır. Kur’ân’da onlar için (…lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn) deniliyor. Mânâsı: (Onlar ne korkarlar, ne de hüzün duyarlar). Mansur’u asarlarken bile o hâlâ (Enel Hak) diyordu. Korksa, der miydi? Neden korkmuyordu? Çünkü Mansur biliyordu ki bu maddî vücudumuz, içimizdeki hakiki varlığın gölgesidir. İçimizdeki varlık ise Allah’tan ayrı değildir.

Mutasavvıflar (Yevme lâ yenfau malün ve lâ benûn) âyetindeki “gün”ün, bugünkü gün olduğunu bilir... [devamı]

21-)  15 Aralık 1952 | Sayı: 62

Prof. – (Hakk-al-yakin) nedir?

Emre – “Hak” sıfattır, “Zât” değildir. Kedilik sıfatı, kedinin hakkıdır; köpeklik de köpeğin hakkı. Köpeğin havlama sıfatını alıp koyuna verebilir miyiz? Ona o sıfatı Allah vermiştir. “Hak” sıfatının “Zât” olmadığını, anladıktan sonra gelelim “Hakk-al yakin”e. Bunu anlamak için aczimizi bilmemiz, daha doğrusu, “Hakk-al yakin”i anlamak için “Hakka yakin” hâline gelmek lâzımdır. Bu hâl sözle anlaşılmaz. Fakat ümitsizliğe düşmemeli. Her insan bu “hâl”i idrak edebilir. ... [devamı]

22-)  29 Aralık 1952 | Sayı: 63

Prof. – Zikir için ne düşünüyorsunuz? Ağızdan zikir mi faydalıdır, düşünerek mi?

Emre – Asıl tatlı zikir, bu meseleleri konuşmaktır. Tesbih tanelerine bakarak veya mevhum bir hayâle hitaben “Allah, Allah” demenin ne faydası var? Allah bizi de mûhitse onu hayalî uzaklıklarda düşünerek “Allah, Allah” demek abes olmaz mı? Allah’ın sıfatlarından biri de “zâhir”dir. Bu “zâhir”i görmeden ve kime, neye hitap ettiğimizi bilmeden “Allah, Allah “ demekten ne çıkar? Mısrî Niyâzî: (Taşa üfürmek ile yalınlanır mı ocak?) diyor. Ocak önümü... [devamı]

23-)  12 Ocak 1953 | Sayı: 64

Bu sayımızdan itibaren de, Sayın Prof. Yusuf Ziya Yörükan’ın talebesi olan Bay İbrahim Agâh Çubukçu’nun Bay İsmail Emre ile yaptığı konuşmanın notlarını, takdim edeceğiz. Bay İbrahim Agâh Çubukçu İlâhiyat Fakültesinin son sınıfında bulunan ve Arapça-Farsça’ya vâkıf değerli bir üniversite öğrencisidir. Kendisi, Bay İsmail Emre’yi geçen sene din psikolojisi bakımından mevzu edinerek bir etüd hazırlamıştı. Bu seneki mezuniyet tezi de “Kelâm” ilmi çerçevesi içinde olarak yine Bay İsmail Emre’dir. Bay Çubukçu’nun profesörü sayın Yörükan, talebesine, mezuniyet tezinin canlı mevzuu ile bizza... [devamı]

24-)  26 Ocak 1953 | Sayı: 65

Emre – Şimdi namazın fazîletlerine gelelim: Hz. Muhammed’in her sözünde ve emrinde olduğu gibi, namaz emrinde de bir hikmet ve bizler için menfaat vardır. Sabah namazı vakti, güneş doğmadan evvelki zamandır. Fecir ışığı ve o sırada esen serin bâdi sabah dedikleri yel insan vücudundaki kan ve yağ ayarlanmasını temin eder. Fecir ışığında çok hassalar vardır. Güneş ışığının hayatımız üzerinde büyük tesirleri vardır. Radyo, ses dalgalarını ziyâ vasıtasıyla alır. Radyoda dört lâmba vardır. Biri alıcı, biri verici, diğer ikisi de yardımcı. Birçok tabiat hadiselerindeki dörtlü sistem gibi, radyo da dört lâmbalıdır.... [devamı]

25-)  9 Şubat 1953 | Sayı: 66

Emre – Yapılan şeyin sebep ve hikmetini anlamalı. Niçin namaz kıldığımızı, niçin abdest aldığımızı bilmeliyiz. Abdest almaktan maksat, vücudun bazı yerlerini temizlemek değil mi? Öyleyse duşu açıp altına girsek de adamakıllı temizlensek daha iyi olmaz mı? Namazı ve diğer furûzatı da, sebep ve hikmetlerini anlayarak yapsak elbette daha faydalı olur.    

Tesbih’e gelince: Hz. Muhammed devrine gidelim. İmâm Hz. Muhammed olsun. İmâm’ın yönü mihrâb’a dönük. Hoş bizden tarafa da  dönse kıble ya… Çünkü dünya yuvarlak. Biz yönümüzü Allah için oraya dönmüyor muyuz? Hâlbuki Allah muhîttir. Kıbleye t... [devamı]

26-)  23 Şubat 1953 | Sayı: 67

Bu sayımızda okuyucularımıza enteresan bir “Arı Sohbeti” takdim ediyoruz. Arıların kovan içindeki hayatını ve bu hayatın esrârını anlatan bu sohbete (Küllü hâlin yezûl: Her hâl zevâle erer) sözü vesile olmuştu. Bay Emre bu söz üzerine şunları söyledi:

(Küllü hâlin yezûl) hâli ve inanışı öyle hoş bir şey ki… İnsanı ümitsizlikten kurtarır. Hakikaten her şey değişiyor. Lisanlar bile. Çünkü Küre dönüyor. Dönen, zevâle erer. Dönmeyen, sabit olan ve her dönene kumanda eden bir varlığa yapışan kurtulur. Bu hâlin de ne mektebi, ne de lisanı var. Mısrî Niyazî: (Kahru lûtfü şey’-i vâhit bilmeyen çekti azap-ol azapta... [devamı]

27-)  9 Mart 1953 | Sayı: 68

Şarkışla’da manifaturacılık yapan Bay Mustafa Öztemiz ile yapılan konuşmadan notlar:

Öztemiz – Suallerimi, sizi imtihan etmek kasdıyla değil, öğrenmek için soracağımdan emin olmanızı isterim.

Emre – Bizim için ayrı, gayrı yoktur. Siz kendinizden kendinize soruyorsunuz demektir. Çünkü siz de (Tevhîd) zincirinin bir baklası, bir halkasısınız.

Size cevap verecek olan, ben değilim. Siz o (Kudret)e sorup ondan cevap alacaksınız. Bizler o (Kudret)in yanında birer çocuğuz. O bizim manevî annemizdir. Ondan her şeyi sormak hakkımızdır. İmtihan kasdıyla da sorsak, o darılmaz. B... [devamı]

28-)  23 Mart 1953 | Sayı: 69

Okuyucularımız hatırlayacaklardır, geçen sene, Bay Emre’yle tasavvuf mevzuu üzerinde konuşmak üzere Bay Niko Rossopulos ve Bay Erriko adında iki Yunanlı gelmişti. Birincisi halı tüccarı olan, ikincisi ise reklâm işleriyle meşgul bulunan bu iki zât, Adana’daki ikametleri sırasında Bay Emre’yle, biri bilâfasıla 29, diğeri de 25 saat süren iki konuşma yapmışlardı. Bay Erriko hiç Türkçe bilmiyordu. Bay Emre’nin söylediklerini ona Bay Nikos tercüme ediyordu. Bu iki zât, Adana’dan akılları ve gönülleri tatmin olunmuş bir halde ayrılmışlardı. Aradaki sevgi bağı, onları bir sene sonra yine buraya çekti. Bu ayı... [devamı]

29-)  6 Nisan 1953 | Sayı: 70

Geçen sayımızda, İsmail Emre’yle tasavvuf mevzuu üzerinde görüşmek üzere Yunanistan’dan ikinci defa olarak gelen Bay Niko Rossopulos’un getirdiği mektubun tercümesini vermiştik. Bu sayımızda da Bay Niko ile olan konuşmayı takdim ediyoruz. Fakat biz, maalesef, bu konuşmaların hepsinde bulunamadığımız için, tutabildiğimiz notlar, konuşmanın ancak bir kısmını aksettirebilecektir.

Bay Niko, bir aralık Îsâ’dan söz açmıştı. Bay Emre bu münasebetle şunları söyledi:

Bütün peygamberler beşeriyete hizmet etmek için gelmişlerdir. Onların ne kadar zahmet çektiklerini bilsek… Zahmeti onlar çekerler amma, ... [devamı]

30-)  4 Mayıs 1953 | Sayı: 72

Sual – Bazı kimseler: “Allah hidâyeti herkese nasip etmez” diyorlar. Ne dersiniz?

Emre – Hiçbir kimse Allah’tan ayrı değildir. Allah kimseye iltimas etmez. İş nasibe kalırsa, adaletsizlik olur. Nasip denilen şey var amma, bu iş için yok. Nasip, mezahir âlemi içindir; o âlemde nasip masip yok. Allah, dilediği kimselere değil, herkese ilân ediyor; (Kim bana bir karış gelirse, ben ona bir arşın giderim!) diyor. Allah yalan söylemez. O, istediğine “beri gel!”, istemediğine “öteye git!” demez. Herkesi davet ettikten sonra, artık nasibin yeri kalır mı? İ... [devamı]



[ Sayfa : 1 2 3 4 5 ]

İÇİNDEKİLER


DOĞUŞLAR 1
DOĞUŞLAR 2
SOHBETLER
SOHBETLER'DEN SEÇKİLER
İÇ KAYNAK DERGİSİ
EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER
NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI
İSMAİL EMRE'NİN HAYATI


DUYURULAR

Kayıtlı veriler: 14.12.2017
-DOĞUŞLAR 1: 1210 adet
-DOĞUŞLAR 2: 1200 adet
-EMRE'DEN GÜZEL SÖZLER: 131 adet
-İÇ KAYNAK DERGİSİ: 25 adet
-NASRETTİN HOCA FIKRALARININ TASAVVUF'I İZAHI: 24 adet
-SOHBETLER: 70 adet
-SOHBETLER'DEN SEÇKİLER: 127 adet
   
"İsmail Emre’nin Tasavvufî Sohbetleri" eklenmeye başlandı. 04.09.2013
- "Doğuşlar 1" başlığıyla yayınlanmış 1110 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 01.03.2013
- "Doğuşlar 2" başlığıyla yayınlanmış 1200 adet doğuş web sitesine aktarılmıştır. 31.05.2012
- "İç Kaynak Dergisi"nde yayınlanmış "Nasreddin Hoca Fıkralarının Tasavvufi Îzâhı" isimli bölümler web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- "İç Kaynak Dergisi"nin tüm sayıları (25 sayı) web sitesine aktarılmıştır. 16.06.2010
- İngilizce sayfaları hazırlık aşamasında. 08.10.2009
- ISMAILEMRE.NET 08.10.2009 tarihinde yeni tasarımı ile açıldı.. Ve zaman içinde külliyat web sitesine aktarılacak. 08.10.2009

 

İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
İsmail Emre
Halil Develioğlu



Soru, görüş ve önerileriniz  için lütfen Webmaster ile bağlantı kurunuz.
BOBAR.NET