Dünyâ, âşıklara, olmuştur zelber, (1)

Her kulda bir Sıfat, etmiş tecelli,
Ninni deyim yavrum, gözün süzülsün,

Dünyâ, âşıklara, olmuştur zelber, (1)
Nereye gidersen, gelir berâber;
Dostun sadâsını, dinlerken kulak,
Aklına düşerse, kesilir haber.

Nice yolcuların, kesmiş yolunu,
Babayiğitlerin, bükmüş kolunu;
Eli, ayakları yok iken, zâlim,
Tutmuş, esîr etmiş, Mevlâ kulunu.

Aklı ermeyenler, demiştir: (Şeytan);
Hidâyet edince, bilinir, Rahman;
Bir çok âlimlerin aklı yetmemiş,
Sırrı anlamıştır, dağdaki çoban:

(Yunus Emre) derler, olmuştur, misâl,
Koyun güder iken, eylemiş visâl;
İdrâk eylediysen, biçâre gönül!
Dilinden söyledi, duy da ibret al.

Aldatmasın seni, bu fânî cihan,
Ona kul olmuştur, adetsiz sultan;
Toprağı, kerpici, yuğrulmuş, gezer,
Onu bitiştiren, insandaki kan.

Âşikâr görülse, gaayetle acı,
Durmadan çürüyor, ömür ağacı;
O İbrâhim Edhem, fedâ eyledi,
İbretle bakınca, taht ile tâcı.

Seyret: sevenlere, sürüyor illet,
Elinden kurtulmaz, her gelen millet;
Geriye çekilip, hayretle gören,
Haşrolana bakıp, alıyor ibret.

Aldanmadı isen, olmuşsun sultan,
Şâd olup gülersin, alırsın ihsan;
Bu kadar söyledi, (Emre) dilinden,
Burdan ötesini, diyemez lisan.

Zapteden: Şevket Kutkan
Osmaniye, Saat:21.22


(1) Zelber: Manda arabalarında, boyunduruğa ve hayvanın boynunun iki tarafına konan ince ağaç mânia. 20.5.1956