Cânânım! yaktın bizi,

“Kalûbelî” denberi,
Yine şen ettik yurdu,

Cânânım! yaktın bizi,
Öyle verdin feyizi;
Âteşlere benziyor
Evliyaların izi.

“Kalûbelî” den yanar,
Bütün gözlere parlar;
Hangi kalbde yanmışsa,
Neylesin, tutmaz karar.

Reng alır çeşit çeşit,
O izler bize mürşid;
Müjde! devletli kulak,
Söyleniyor sen işit.

İyi dinle, bul felâh,
Yeter artık, ol ferah:
Dinleyip, duyup, diyen,
Gayri değildir, Allah.

Bu bir devletli hâldır,
Tadı bilinmez baldır;
Değildir secde günü,
Yeter, başını kaldır.

Karşında durur meğer,
Caziptir, seni çeker;
Bakar iken dudular,
Versen, göremez şeker.

Karşısına var, otur,
Bu hal etmişken zuhur;
(Emre) gördü, dirildi,
Olmuşken ehli kubur.


18.5.1947