Bu dünyâya gelen, gidecek birgün…

Çok zâlimdir benim suçum,
Akıllar ermez feleğe,

Bu dünyâya gelen, gidecek birgün…
Gelirken şenlenir, giderken mahzun;
Eşi ile dostu, en yakınları,
Hep mutlakaa tutar, görerek, hüzün.

Bir gaflethânedir, giren anlamaz,
Olan hâdiseyi, gören anlamaz;
Oraya çekilip, seyreden bilir,
Aklını, fikrini, veren anlamaz.

İçinde gezenler, bırakır izi,
Birçoğu çürütür, arzuyla, dizi;
Çok şükür olsun ki, gizli esrâra
Sen vâkıf eyledin, Cânânım, bizi.

Aldın, kabûl ettin, bizi kendine,
Mâlik dahî ettin, bizi her dîne;
Hep kulların nazar ediyor bize,
İyilik, kötülük, kendikendine.

Kimi hayır görür, kimisi ayıp,
Kendi hallerini, çeşitli sayıp;
Âdem sıfâtından, giydirdin gömlek,
Onların gözünden, eyledin gaaip.

Yüzünü gösterdin, dönderdin hiçe,
Her taraf sen oldun, kalmadı geçe; (1)
Varlıktan yokluğa, dâvet eyledin,
Şükür, hicret ettik, biz kona göçe.

Mânevî yollardan, gönderdin haber,
Sevdiğin kullara, sen birer birer;
“Esmâ”yı unutup, “Müsemmâ” bilen,
Senden ayrılır mı? olur beraber.

Evvelden tek idin, “Âdem”de iken,
İblisle meleğe, sendin görüken; (2)
(İsmail Emre)nin, gönlüne girdin,
Kimseler göremez, kalbi körüken. (3)

Kendi hallerini, ederler isnad,
Başlarına kopmuş, suçlardan afat;
Beni herşeylere, kendin eyledin,
– Bakıp görüyorlar, neyleyim – mir’ât.

Zapteden : Neş’e Emre
Saat: 11.30


(1) Geçe = taraf.
(2) Görüken = görünen.
(3) Körüken = kör iken. 4.9.1953