Bozulmaz hiç bu usül:

Bu çeşmeden akar sular,
İğfal eyliyenden aldın mı haber?

Bozulmaz hiç bu usül:
Uyan, gönül! teslim ol;
Aşk âleminden geçer,
Bütün, Dosta giden yol.

Evvelâ gelir (edep),
Arkadan yürür (mezhep);
Âşık gözünden akar
Aşkı yazan mürekkep.

(Hayâ) dandır defteri,
O, yazar bu eseri;
Kağıdı, o defterin:
Aşka bürünmüş deri.

Böyledir (İlmi Ledün),
Âşıklar okur her gün;
Muhammed okuyunca
Her günü oldu düğün.

(Leylâ Kadir) gecesi (1)
Görünce çıktı sesi;
Bu, bir (Ümmülkitap) tır,
Gönüldendir hecesi.

Okudu yana yana,
İlân etti her yana;
Bu manevî Mahmud’a
Uyan varır Rahman’a.

Rahman oluyor uyan,
Bu sözü Haktan duyan;
(Emre), gaflet haramdır,
Yeter artık, sen uyan.

Gafletle geçti ömrün,
Uyan da Ahmed görsün;
Giyin yokluk libası,
Hakka âşıka görün.

Odur eyleyip eden,
Odur gelip de giden;
Bu ilmi bilmiyenler,
Onu sanırlar beden.

Senden söyliyen, odur,
Yazsın (Kirâmen kâtip).
Kendini yok bilirsen,
Gönlünde daim durur.

Odur (Cenneti Firdevs),
O gelmiş, etmiştir süs;
Ehil bulursan söyle,
Her yerde söyleme, sus.

O hâli eyle takip,
Odur âşıka sahip;
(İlmi Ledün) den oku,
Yazsın (Kirâmen Kâtip).

Girsin (Levhi Mahfuz) a,
Hâlini (2) yaza, yaza;
Takvâ yolu tutanlar,
Nail olur murâza. (3)

Takvâlar (4) ayrı değil,
O Dosttan gayri değil;
(Emre) takva gidince,
Muhammed, etti vekil.


(1) Leyle-i Kadr.
(2) Senin hâlini.
(3) Muraz = murad.
(4) Takvâ kelimesi, burada, (mütteki) yerinde kullanılmıştır. 31.12.1947