Bir zerreyim, sen “Kül” sün,

Yerli yerincedir, hiç değil yanlış:
Dilârâ kaldırır perde,

Bir zerreyim, sen “Kül” sün,
Ben bedenim, gönülsün;
Kalmasın benliğimden,
Mânevî yüzüm gülsün.

Al da kalmasın gurur,
Ayıkırsam, gelir zor,
Helâk olur her taraf,
Cemâlin baki durur.

Aşk ver, çekeyim emek,
Ezelden budur dilek;
Âdem’e sen gizlendin,
Secde eyledi melek.

Çektik, olmasın hebâ,
Düşürme sen dolaba,
Bizler secde edince,
Şeytan eyledi ibâ.

Hâlâ duruyor inat,
Sen onu eyledin tard;
Boşuna… kabul olmaz,
İnat edince, murad.

Bulursa (Din Günü) nü,
Bilir, eder düğünü;
Kıbleyi anlıyanlar,
Değiştirir yönünü.

Dönder (1), görelim hele…
Kalmaz İkindi, Öğle…
Bulduk, bizler kılarız,
Bütün vakıdı (2), böyle.

Cânânım eder kabul,
Öteriz; sanki bülbül…
(Emre) kılarak bildi:
Dost’un mekânı: gönül.


(1) Döndür.
(2) Vakıdı = vakti. (Vakıt) kelimesinin akküzatif hâli, halk ağzında böyledir. 9.7.1950