Benden etseler suâl:

Çiçeklerin saltanatı, dikendeki o güldür,
Tecellî edersin, sen, türlü türlü,

Benden etseler suâl:
(Nasıl olunur visâl?)
(Kaabe Kavseyn) diyorlar:
İki kaş, olmuş hilâl.

Gidiliyor oradan,
Öyle emretmiş Rahman;
Yürümesi biraz zor,
Dayanamaz her insan.

Çünkü gaayetle yokuş,
Giden, olmalı sarhoş;
O izleri arayan,
Orta yerinden bulmuş.

Bakarak eder zuhûr,
Görenler, olur mahmur;
Hem zehir, hem penzehir;
Hazmetmesi gaayet zor.

Söylemiştir Mevlânâ,
Duyulmamış her cana;
Eğer âşikâr olsa,
Kâfir derlerdi ona:

(Küfür, îmân olmadan,
Hidâyet etmez Rahman);
Bu bir (İlm-i Ledün)dür,
Bilmeyen, olur Şeytan.

Duyması muhâtara,
Böyle gidilir (Yâr)a;
Boyun eğilmeyince,
Varılmaz o diyâra.

Yaklaşamıyor her kul,
Çünkü gizlidir o yol;
Kendini uzak gören,
Olur mu Ona makbûl?

(Emre)! sen çık aradan,
Sâdece kalsın Rahman;
Senlik, benlik olursa,
Her taraf, olur zindan.

Zapteden: Nihal Çetinsoy
Saat:1.20


21.6.1956