Ben bir bâde içtim, Yârin elinden,

Ninni deyim, uyu, benim Halilim!
Gözümün ışığı, sardı dünyâyı,

Ben bir bâde içtim, Yârin elinden,
Methini işittim, tatlı dilinden;
Yüzünü gösterdi, aklımı aldı,
Bilgilerim uçtu, aşkın yelinden.

Doldurup doldurup, tekrar sunuyor,
Öyle bir mahmûrum, aklım donuyor;
Gönlüm semâlarda, eyleyip pervâz
Dolanıp, yüzüne, tekrar konuyor.

Çünkü ordan başka, kalmamış yurdu,
Her havayı gezdi, orada durdu;
Kimseler hâlimden, değil haberdar,
Kendisi, bilerek, O tekrar sordu.

Âlim kendisidir, ilim kendisi,
Benliğim kendinin, dilim kendisi;
Ağlarım, gözümden, akar kanlı yaş,
Beni boğmak için, selim kendisi.

Gönül vîrân oldu, gelen kendisi,
Benimle berâber bilen kendisi;
İçimi, dışımı, etti bir ayna,
Bakıp, kendisine, gülen kendisi.

Nice emir verdi: Sen çık aradan!
Dedi: Her varlığı, ben’im yaratan;
Kendinde yok oldu benim varlığım,
Etrâfa baktım ki, kalmamış nâdan.

Nurlara garkolmuş, her gezen beden,
Aklım ermez idi, bakıp görmeden;
Benim hissiyetim, bilgim kendisi;
Diyebilir miyim, ben kendime ben!

Bu (Arş) ile (Kürsü), semâ kendisi,
Gözü açıklarla âmâ kendisi;
Bu (İsmâil Emre), durmaz metheder,
Bütün varlıklara nüma, kendisi.

Zapteden: ?
Namrun, Saat:14.00


2.8.1958