Bazı görünüşler hayale erer,

Bir hâl, etse tekâmül,
Bir cevherdir kabiliyyet,

Bazı görünüşler hayale erer,
Bazı görünüşler cemale erer,
Bazı görünüşler visale erer,
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.
Yokluktan varlığa sel gibi akar,
Gafletten uyanan ibretle bakar,
Yolda durak yapan, gül gibi kokar,
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Bazıları yürür deryaya, doğru,
Aslını anlıyan, Mevlâya doğru;
Hepisini cem et Leylâya doğru?
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Bilmezsen, acaip, tarif edilen?
Bu kadar söylenir: sıtreder beden.(1)
Geriye dönmüyor oraya giden;
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Gidenler gelmiyor, gelenler sibyan;
Vücudu gibidir aklı da, üryan;
Tefekkür edenler ediyor seyran,
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

(Bize anlat!) desek, dönmüyor dili,
Rumuznan söylüyor geldiği ili;
Ona yaklaşana diyorlar: deli!
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Mâlâyanî sözü onlar duymuyor,
Halleri kimseye dahi uymuyor;
Lüzumsuz sözlere akıl koymuyor;
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Nokta gibidirler, olmuşlar umman,
Onların dalgası, dertlere derman,
Onları aldatmaz devreden zaman,
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

Onlar farketmezler devreden günü,
Semayı doldurur söylenen ünü;
(Emre)nin dönmüştür onlara yönü,
Yürüyüp giderler yolu görenler,
Canını Mevlâya kurban verenler.

(1): Sıtretmek = setretmek = örtmek.

Saat: 09.10


2.1.1951