Bâzı, bir dem gelir, kalırım nâçâr;

Mevlâm! beni ettin, aşka giriftar,
Gülüşü zehirli, yalan dünyâsın!

Bâzı, bir dem gelir, kalırım nâçâr;
Arkasından, gelir, yüzünü açar;
Yanar yüreklerim: sürünür, kaçar;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Benim iki gözüm, Ona yol olur,
Sultân olan gönlüm, döner, kul olur,
Ayaklar altına düşer, pul olur;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Bir dem olur, gezer, bütün eflâki,
Bildik, herşeylerin, kendi, Mâliki,
Döner, kabûl eder, taş ile hâki;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Cevlân eder, döner, bütün semâyı,
Elinde oynatır, güneşle ay’ı,
Kalbine doldurur, Güzel Mevlâyı;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Bir dem gelir, olur, Şeytanla Şeytan,
Bir dem gelir, olur, Rahmanla Rahman,
Bir dem gelir, olur, hayvanla hayvan,
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Bir dem gelir, olur, her şeye hâkim,
Bir dem gelir, olur, ilimle ilim;
Söyleyip, söyleten, bilen bilir, kim?
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Bir dem gelir, olur, âlimle âlim,
Söyliyemez olur, birtek, bir kelim,
Bâzı âdil olur, bâzı da zâlim;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Bir de bak ki olmuş, zelilden zelîl,
Bir şeyler göremez, olur bir alîl,
Mevlâya gidene, bak ki bir Delîl;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Hasretini çeker, döner, kan ağlar,
Onunla berâber, taşlarla dağlar,
Akar yüreğinin kanları, çağlar,
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Onun için, (Emre), ardına düşer:
Çünkü kendi zelîl, hem dahî beşer,
Ondan ayrılamaz, olursa mahşer;
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Hayâtı kalır mı, Ondan ayrılsa…
Onunla berâber, Îsayla Mûsâ;
Ahmedin elinde, kendi bir (Asâ);
Bir kararda kalmaz, her yaratılan.

Zapteden: Neş’e Emre
Saat:11.30


25.3.1956