Aklımdan çıkarsa, kalmaz karârım,

Gönlümün derdini, söylesem kime?
Yakıyor hilâl kaşı,

Aklımdan çıkarsa, kalmaz karârım,
Gönlüme girerse, yine ararım; (1)
Neden bu insanlar, ikrâh ediyor?
Acebâ kimedir, beni zararım?

Dertlerim yamandır, beni inletir,
Kalbimi ateşler, döner, dinletir;
Sesi kulağıma, eğer girmezse,
Kalbin çırpıntısı, zarı çınlatır.

Hasretin ateşi, etti dîvâne,
Gönlümü dönderdi, eski (vîrân)e;
Genç iken ateşe, yanar dururum,
Benden ibret alsın, gelsin pervâne.

Yanmak tatlı geldi, ben doyamadım,
Kaçıp kurtulana, hiç uyamadım;
Ateşten gömleği, giydim elimle,
Gaayetle hoş geldi, hiç soyamadım.

Onsekiz yaşımda, sözümü verdim;
Onu görmek için, özümü verdim;
İki kaşlarını, seyretmek için,
Birçok şeye bakan, gözümü verdim.

Dünyâyı unuttu, ona bakıyor,
Ateşi gönlümde, durmaz yakıyor;
Rızâm ile teslîm eyledim canı,
Ocaklara attı, yanıp kokuyor.

Gelsin, ibret alsın, bağ ve gülüstan,
Birçok domur vermiş, açılıyor can.
Dünya çiçekleri, misâl olur mu:
Ne gül, ne de sümbül, hem dahî reyhan?

Temâşâ eylemek, söz ile olmaz,
Yüzünü seyretmek, göz ile olmaz;
(Emre)! bakmak için, kalbini yıka,
Bu dünyâya dönmüş yüz ile olmaz.

Âşık olanlara, ediyor edâ,
Her yanları muhit, hem de dünyada,
Bu (İsmail Emre), yaklaşmak için,
Ezelden canını, eyledi fedâ.

Zapteden : Fuzûle Emre
Saat:9.30


(1) Gönlüme girerse = Gönlüme girse bile.

Not: Bu doğuş, torunu İsmail’e ninni söylerken doğmuştur. 20.12.1953