Ağzımdan çıkar ya, benim mi, sesim?

Aşktır bizim ilâcımız;
Kalbimin içine baktın bu gece,

Ağzımdan çıkar ya, benim mi, sesim?
(Emre) diyorlar ya, muvakkat isim;
Sırrı anlayınca, kalmadı, zerre,
Canda, tende, bende birtek hevesim.

Sâhibini bildim, hiç benim değil,
Hükmüne geçmiştir ağzımdaki dil;
Halk-ederken Mevlâ, yaratmış “âdem”,
Aslımı görmiyen, diyor: (İsmâil).

Birgün, kalmıyacak nâm-ile bir şân,
Dâim bâkî durur yaratan Rahman;
Yokluk deryâsında, …….boğuldum,
Ettim, ondan sonra, bu hâle îmân.

Tecellî eyledi “râhat-ı küllî”,
Anladım, unuttum arzû, emeli;
Azâb-ile sevap, oldu bir nokta,
Ölüm nere gitti, yok-ettim………

Bir ele uğradım, cennet orada,
Gözlerden edilmiş ziynet orada;
Dünyânın bahâsı, gelmiyor kâfî,
Kulaktan alınan lezzet, orada.

Her ân, her dakîka ediyor zuhûr,
Eğer ayrılmazsam, kalbimde durur;
Bu (Emre), edecek, duyana, îlân,
Kalem ile bu dil, kâfî gelmiyor.

Zapteden: İ. Yöntem.
Saat:13.20


10.10.1960