Açıldı bize mektep,

Kim Haktan aldı aşkı,
Nider (1) bakalım devran,

Açıldı bize mektep,
Okuyoruz bizler hep…
İlmimizi yazamaz,
Deniz, olsa mürekkep…

Aşksız olan gidemez,
Davranmalı gayet tez;
Aşkı olana söyler;
Gayriye bu söz denmez.

Denirse, olur vebâl,
Söz ile olmaz visâl;
Bütün âlimler gelse,
İlmi edemezler “hâl”.

Yanıp olmalıdır kül,
Gönül olmalı bülbül;
Aşka düşmiyen için,
Bu ilim gayet müşkül. (1)

Bu söz aşktan söylenir;
Bu ilim, bilmez tedbir;
Aşka boyanan göze,
Görünür, olur “zâhir”.

Meğer aşka boğula, (2)
Yürüye (3) doğru yola…
Bu benim dediklerim,
Nasibolmaz her kula.

Meğer ki aşka yana (4)
Aşk o göze sıvana… (5)
Nefsine bey olmıyan, (6)
Giremez bu kovana.

Aşk götürür o yana, (7)
Gösterir kana kana;
Mevlâm! bize nasib et,
Biz erelim ihsana.

Senden olmalı ihsan,
Sensin bu işe sultan…
(Emre) daim görüyor,
Rahmetin değil noksan.


(1) Müşkil.
(2) Ancak aşka boğulmalı.
(3) Yürüsün.
(4) Yansın.
(5) Sıvansın.
(6) Nefsinin arılarına “bey” olmak suretiyle ona hâkim olmıyan, bu kovana giremez.
(7) Tarafa. 18.6.1944